+ Yorum / Mesaj Ekle
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Kabızlık Sebepleri ve Çeşitleri

  1. #1
    DrNilay

    Kabızlık Sebepleri ve Çeşitleri

    İsim:  kabızlık nedenleri.jpg
Görüntüleme: 282
Büyüklük:  11.5 KB (Kilobyte)
    Kabızlığın bizzat kendisi az görülen bir hastalıktır. Fakat sıklıkla sindirimsel veya başka bir hastalığın işareti veya dışkılama alışkanlığının kaybı ya da kötü yaşam koşulları veya birinci planda kötü beslenme alışkanlıklarının sonucudur. Bütün kabızlık şekillerinde aynı tedavinin uygulanmasının olası olmadığı aşikardır. Bunun için kabızlık sorununa bir çözüm aramadan önce hangi tür kabızlığın söz konusu olduğu öğrenilmelidir.

    Geçici Kabızlıklar
    Düzenli dışkılama alışkanlığı olan bir kimse, birkaç gün hiçbir güçlük çekmeden, hiç dışkılama arzusu hissetmeyebilir. Ekseriya biraz kaygı ile sıkça tuvalete gitmeye kendini zorlar. Fakat, güçlükle, ancak çok sert ve çok kuru küçük parçalar halinde dışkı çıkarabilir. Dışkının bu çıkışı, her ne kadar uygulamada yoksa da, genelde biraz ağrılıdır. Geçici kabızlıklar, basit bir seyahatten, pek az fakat kalıcı tehlikeli bir bağırsak tıkanmasına kadar giden çok farklı nedenlerden oluşabilir.

    Yolculuklar

    İş veya tatil seyahati, uzak yolculuk veya kırsal bölgede oturma, kış sporları gibi ne olursa olsun, böylesi yer değiştirmeler günlük yaşam ritminde kabızlığı doğuran besinsel alışkanlıklardaki değişiklikleri oluşturur. Her sınav bağırsakları altüst eder. Sindirim tepkesinin muayyen saatlerde 3 öğün yemek üzerine düzenlenmiş olması artık sona erecek ve kırsal bölgedeki istirahatte kahvaltı daha geç ve uzaktaki bir yere seyahatte her şeyi ziyaret edebilmek için daha erken olacaktır. Böyle bir durumda sıklıkla, öğle yemeği de yenmez. Sadece gezinti sırasında biraz bir şeyler atıştırılır. Fakat akşam olunca bu açık kapatılacak ve daha fazla yenecektir. Bu durumda sindirim aygıtı artık bu durumu nasıl düzeltebileceğini bilemez.

    Unutmamalıdır ki! Beslenme bazen çok farklı olup sıvı kayıplarının organizmada aniden arttığı, özellikle sıcak yerlerde alınan su miktarı yetersiz olabildiği gibi, sıklıkla alkollü içkilerden zengin çok bol yemekler yenmektedir. Bundan başka, kişinin çalışması onun düzenli dışkılamasına da engel olabilir. Bu etkenler kadar da tepkelerdeki azalma artar. Kalınbağırsağın çalışması yavaşlar. Normal çalışma ritmine dönebilmek için durumun nasıl gelişeceğine bakarak biraz bekler. Aynı zamanda diğer unsurlar da araya girer. Özellikle endişe, üzüntü tepkenin engellenmesini uyarır. Böylece yer değiştirmelerde bazı kimselerin 1 hafta dışkı lama hissetmeden kaldıkları görülür.

    Bu geçici kabızlıklarda nasıl hareket edileceğini ilerideki bölümlerde görülecektir. İnfeksiyon Hastalıkları gripten menenjite kadar hemen bütün infeksiyon hastalıkları kabızlık yapabilir. Herşeyden önce bu sindirim sorununu yok etmek için neden olan hastalığı tedavi etmelidir. Bazı önlemler, özellikle et suyu veya sebze çorbaları tarzında veya daha basit olarak su şeklinde yeterli sıvı alınması bu bozukluğu düzeltebilir.

    Uzun Süre Yatakta Kalmak
    Evde veya hastanede uzun süre yatmayı gerektiren hemen bütün hastalıklarda kabızlık sorunu ile karşılaşılır. Bu bağırsak tembelliği birçok etkenlerle, özellikle karın kaslarının gevşemesine neden olan hareketsizlik ile anlatılabilir. Bundan başka, eğer hasta sadece yatakta yatan değil de, örneğin birçok kırık nedeniyle artık kımıldayamıyorsa, kabızlık daha da belirgin hale gelir. Fakat karın kaslarının gevşemesi tek neden değildir. Beslenme alışkanlıklarındaki ve yaşam ritmindeki değişiklikler ağırlaştırıcı etkenlerdir. Hatta apandisin ameliyatla çıkarılması gibi daha selim nedenler, günlerce süren gerçek bağırsak felci yapabilir. Nihayet hastalığın verdiği üzüntü ve endişe dışında, tuvalete yürüyerek gidemeyip, yatakta sürgü içine tuvalet yapmanın yarattığı sıkıntıyı da unutmamak lazımdır. Bu sürgü şüphesiz çok pratiktir. Fakat oldukça rahatsız edici olup, onun kullanımı bir başkasına dışkısını temizlemeye zorlatıcı olduğu için hastaya utanç duygusu vermektedir. Bu sürgü sıkıntısı da, hastanın dışkılama tepkesini bilinç altından engelleyebilir. Uzun süre yatma sonucu oluşan kabızlık pek sık görülmemekle beraber fitil ve lavmanlarla bu durum normale döndürülebilir.

    Kabızlık Yapan ilaçlar
    İlaçların arzu edilmeyen yan etkileri de vardır. Bazıları bağırsak çalışmasını azaltırlar. Kabızlık oluşturmaya eğilimli ilaçların listesini vermek güçtür. Zira onların etkisi hastaya göre çok değişiktir. Bir ilaç tedavisinde kabızlıktan şikayet ediliyorsa, ilaçların sadece basit bir yan etkisi olduğu düşünülebilir. Aspirin ve ağrı kesici gibi ve özellikle, öksürük için kullanılan şurup ve tabletlerin içerdiği kodein, bağırsak hareketlerini yavaşlatan sakinleştiriciler, çökkükıranlar ve çeşitli ağrı gidericiler, alüminyum hidroksit, bizmut tuzlan, kolesteramin, demir tuzları, antikolinerjikler, gangion blokajı yapanlar en sık kullanılan ve kabızlık yapan ilaçlardır.

    Su Eksikliği
    Kalınbağırsağın başlıca rollerinden biri dışkının içerdiği fazla suyun emilmesi olduğu belirtilmişti. Böylece kalınbağırsak incebağırsaktan gelen sulu yumuşak dışkıyı sertleştirerek son şeklini verir. Fakat organizmada su eksikliği varsa, özellikle kalınbağırsaktan daha fazla su emilmesi olur. Dışkı çok su kaybederek, hacmi azalır ve daha sert, daha seyrek dışkılanır. Organizmadaki su eksikliği iki mekanizma ile oluşur: Su aliminin azalması veya bu gereksiniminin artması. Su aliminin azalması, örneğin sulu gıdaların az alındığı, buna karşılık özellikle çok meşgul zamanlarda acele yenilen veya zayıflama perhizlerinde hem liften zengin ve hem de sulu besinlerin az alınmasında gözlenir. Su kaybının artmasının ise birçok nedeni vardır. Beden ısısının veya dış ortam sıcaklığının birdenbire artması (havaların değişmesi, sıcak bölgelerde yolculuk), spor ve hızlı kilo kaybetmek amacı ile işetgen (diüretik) kullanılması.

    Ruhsal Etkenler
    Kalınbağırsak kaslarının, kasılmasına kumanda eden sinirler özerk sinir sistemine aittir. Yani istemli kontrolün dışındadır. Kalınbağırsak kasları böylece ruhsal etkenlerle kolayca bozulabilen bilinç dışı tepkelerin etkisi altındadır. Bir çocuğunun evlenmesi, iş değişikliği veya yaşam alışkanlıklarındaki değişiklikler gibi ailesel olaylar, özerk sinir sistemindeki düzensizlikle basit bir kabızlık meydana getirebilir.

    Bağırsak Tıkanmaları
    Düzenli dışkılaması olan bir kimsede birdenbire kabızlık görülmesi her zaman endişe vericidir. Kabızlık ağır bir hastalığa mı bağlıdır? Zorunlu bir cerrahi sağıtımı gerektirecek, sindirim borusunda tam bir tıkanma mı vardır? Gerçekten bu “yeni kabızlık”ta basit nedenler yerine en kötü olasılıkları düşünmelidir. Bu bağırsak tıkanıklığıdır.

    Süreğen (Kronik) Organik Kabızlıklar
    Süreğenlik, birkaç gün devam eden geçici kabızlıkların daha uzun sürmesi halidir. Haftalar veya aylar boyunca, dışkılama seyrekleşip haftada 1-3 defa ve az miktarda olur. Organiklik ise kabızlıktan sorumlu belirgin bir hastalığın varlığını gösterir. Bu hastalık sindirimsel olduğu gibi hormon bozuklukları veya sindirim borusuna komşu organ hastalıkları gibi sindirim dışı da olabilir. Yalnızca kabızlığın altındaki hastalığın sağıtımı bu sindirim bozukluğunu yok edebilir

    Kronik organik kabızlıkların seyrek olduğu, buna karşın doğal sağıtımlarla ve özellikle en iyi tarzda gerçekleştirilebilecek yaşam ve beslenme hijyeni ile düzeltilebilen, süreğen işlevsel kabızlıkların daha sık rastlandığını vurgulamak gerekir.

    Sindirimsel Nedenler
    Sindirim sisteminin her biri özel işlevi olan farklı organlardan oluştuğunu biliyoruz. Bu organlar bağırsak geçişi yavaşlamasından sorumlu olabilirler. Her şeyden önce, hangi düzeyde olursa olsun, mideden dışkılığa kadar bütün kanser tutulumları bu nedenlerin başında gelir. Sindirimsel kanser, organik kabızlığın en sık nedeni değildir. Buna rağmen en hızlı bir şekilde onu tedavi etmek ve böylece hastalığın iyileşme şansını arttırmak için düşünüp harekete geçmek gereklidir.

    Bağırsak geçişi darlıklarla, özellikle örneğin bağırsak veya bağırsak çevresi irıfeksiyonları ile bağıntılı sindirim borusunun farklı bölümleri arasındaki geçiş bölgelerindeki daralmalar ile yavaşlamış olabilir. Ülserler, apandisit veya sindirim borusunun bütün diğer irıfeksiyonları, kalınbağırsağın şekil bozuklukları (genişlemiş, kötü yerleşmiş vb.) da kabızlıktan sorumlu sindirimsel hastalıklardır. Nihayet dışkılık ve rektum örsentilerini ve daha özel olarak hemoroidler (gövergeler), çatlaklar, abse ve iltihaplar zikredilebilir. Gerçekten bu örsentiler üzerinden dışkının geçişi çok ağrılıdır. Fakat kalınbağırsakta uzun süre kalan dışkı, kuruyup, sertleşir ve onu çıkartmak güçleşir. Böylece dışkılama sayısını azaltarak, hastalığı yok etmeyi ümit etmektense, mümkün olan süratle bu hastalığı tedavi etmek tercih edilmelidir.

    Sindirim Dışı Nedenler
    Çeşitli hastalıklar kabızlık yapar. Her şeyden önce kalkan bezi yetmezliği ve şeker hastalığı gibi metabolizma ve hormon hastalıklarını sayabiliriz. Sinir sistemi hastalıkları ve özellikle sindirim sistemi kaslarının sinirlerine kumanda eden merkezi sinir sistemi hastalıkları da kabızlık yaparlar.

    Bazı cinsel hastalıkların, örneğin yumurtalık kistlerinin bağırsak geçişine yan etkisi vardır. Hatta bütün karın urları sindirim borusunu sıkıştırarak, bağırsak geçişini sıkıntıya uğratabilirler. Bazen de kabızlık, akciğer ve solunum kasları hastalıklarına bağlıdır. Böylece kabızlık, sindirimsel olduğu kadar sindirim dışı çok sayıda hastalıklardan dolayı da görülen bir belirtidir. Fakat bu, bütün kabızların bu hastalıklardan birinden oluştuğu anlamına gelmez. Hatta aksine! Daha önce söylendiği gibi özellikle önemli olan nokta, süreğen (kronik) kabızlıktan şikayetçi olan milyonlarca insanın sadece küçük bir kısmında bu şikayetlerine bağlı bir hastalık olduğudur. O halde kabızlık, bu hastalığa daha özel diğer belirtilerle birlikte olabilir. Fakat olguların çoğunda, nedensel bir hastalık olmaksızın, sadece süreğen işlevsel bir kabızlık söz konusudur.

    Süreğen İşlevsel Kabızlıklar
    Önceki şekillerde olduğu gibi süreğen işlevsel kabızlıklar iki ölçüte yanıt verirler:
    * Süreğenlik, yani uzun süreli olma hali, süreğen kabızlık, organik kabızlıktan çok daha uzun sürelidir. Sadece birkaç hafta veya ay değil, fakat yıllar boyu devam eden bir haldir.
    * Bu kabızlık işlevseldir. Yani gerçek anlamıyla bir hastalığa bağlı olmayıp normal bağırsak geçişini bozan, bazen toplumsal baskı ve güçlükler veya kötü beslenme alışkanlıklarına bağlıdır. Daha uzun vadede bu bağırsak geçiş düzensizliği, olgusuna göre, gerimsiz işlevsel veya kasıntılı veya “rektal dişesi”ye (Rektumun duyu bozukluğu) doğru gelişerek daha önemli işlevsel bozukluklara neden olabilir.

    Beslenme Dengesizliğine Bağlı Süreğen Kabızlıklar
    Süreğen kabızlıkların büyük bir kısmı modern beslenme dengesizliklerinden kay-naklanır. Bilinen bir neden ve diğer klinik belirtiler olmaksızın yalnız başına bir kabızlık söz konusudur. Bazen yıllar sonra beslenme alışkanlığında düzelme olmaksızın,,bu tek başına kabızlık, gerimsiz ve kasıntılı süreğen işlevsel kabızlığın çok üzgün tablosunu meydana getirebilir. Fakat hangi beslenme düzensizliği yalnızca kabızlık meydana getirir? Esas sorun diğer Batı ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’mizde de giderek yerleşen liften yoksun beslenmedir, insanın sindirim salgılarına direnen bitkisel içeriklerin tümüne besinsel lifler denir. Bu lifler ancak bitkisel kaynaklı besinlerde bulunur. Et, yumurta, balık ve süt ürünleri liften tamamen yoksundur. Lifler bitkilerin iskeletini oluşturulan Onların benzer yönleri, bozulmayıp diğer besinler gibi insanın incebağırsağından emilmemeleridir. Böylece onların hiçbir kalori değeri yoktur. Fakat lifler, organizmaya etkisi ve hiçbir besinsel değeri olmayan zararsız maddeler değildir. Onları çoğu su ile şişerler ve bu suretle ince- bağırsak kapsamının ve onların artıklarının sindirim borusu boyunca, özellikle kalınbağırsakta ilerlemesini sağlarlar.

    Gerçekten fızikokimyasal özellikleri farklı birçok lif (selüloz, hemisellüloz, pektin, linyin) vardır ve bunların organizmadaki etkileri farklıdır. Fakat kabızlık sorununda bize en ilginç görünen, liflerin büyük miktarda su tutma yeteneğidir. Liflerin az alınmasının dışkı hacmi üzerinde çok önemli etkisi vardır. Liften yoksun beslenmede, sadece önemi az olan kalınbağırsaktaki katı kalıntı miktarı değil, fakat dışkının tuttuğu su miktarı da özellikle azalmıştır. Bu suretle dışkının tüm hacmi, kalınbağırsakta onun olağan ilerlemesi için çok yetersiz olacaktır.

    Besinlerle, alınan lif payının azalması modem beslenmedeki başlıca sorunu oluş-turmaktadır. O halde bir yandan bu gelişimin önemini kavrayabilmek, diğer yandan esas olarak besinsel lif tüketiminin yeniden düzenlenmesine dayanan süreğen işlevsel kabızlıkların doğal tedavisinin esasını anlamak için, bu azalmanın kaynağını açıklamak ilginç olacaktır. Lif payının azalması iki olaydan kaynaklanır:
    * Beslenme alışkanlıklarındaki büyük değişiklikler.
    * Bazı besinlerin lif içeriklerinin azalması.

    Beslenme Alışkanlıklarının Değişimi
    Üretim tekniklerindeki fevkalade gelişme sayesinde, Batı ülkelerindeki yaşam düzeyi XX. yüzyılda eşi benzeri görülmemiş bir yükselme ile göstermiştir. Tarım- beslenme kolu da bu gelişmeden yararlanmıştır. Yumurta ve tavuk üretimleri buna mükemmel bir örnektir. Asrın başında en iyi çok verimli tavuklar yılda 130 yumurta civarında yumurtluyorlardı. Birbiri ardısıra yapılan genetik seçimden sonra, modem hayvancılıkta yılda ortalama 250 yumurta alınmıştır. Bundan başka bir pilicin olgunlaşması için 6 ay beklemek gerektiği halde, şimdi 9 hafta yeterli olmaktadır. Üretimdeki bu yoğun gelişme nedeniyle yiyecek fiyatları ücretlerden çok daha yavaş artmıştır.

    Herşeyden önce yaşam ve çalışma koşullarındaki değişiklikler kalori ihtiyaçlarında azalmaya neden olmuştur. İnsan makinesi organların görevlerini yapabilmesi için enerji harcar. Fakat, aynı zamanda, diğer iki önemli sarf işleri de vardır: Kas işi ve beden ısısını 37°C derecede tutabilmek için ısı üretimi. Bu sarfiyatlar doğrudan yaşam tarzına bağlıdır. Halbuki büyük kas gücü isteyen hemen bütün işler, insanların ürettiği makineler tarafından yapılmaktadır. Hatta makineler giderek ev işlerinin de görevlerini almaktadırlar.

    Bisiklet veya yayan yolculuk artık bitti! Toplu taşıtlar veya otomobille daha az hareketle seyahat edilmekte, asansör ve merdiven kullanmak bu sorunu arttırmaktadır. Giderek daha rahata düşkün bir yaşam olmuştur. Ayrıca, evler ve bürolar çok iyi ısıtılmaktadır. Soğuğa karşı savaşmak için organizmanın sarfettiği enerji, hatta kış sert olsa bile az olacaktır. Böylece son yıllarda insanların ortalama enerji ihtiyaçları azalmaktadır. Bu yeni yaşam tarzının sonucu olarak biraz daha az yenmeye başlanmıştır. Fakat kalınbağırsağın lifli besinlere olan ihtiyacı azalmamıştır. Böylece besinsel payın azalması, insanları liften eksik bir beslenme riskine maruz bırakmaktadır. Sadece az yemekle kalınsa bu risk de düşük kalacaktır. Maalesef kötü yenmeye de başlanılmıştır.

    Batı ülkelerinde alışkanlıkları bu asırda derin değişikliklere maruz kalmıştır. Be-sinlerin seçilmesinde önemli değişikliklere neden olan yaşam düzeyinin artması buna doğrudan etkilidir. Böylece besin tüketiminin daha 100 yıl önce lüks gibi düşünülmesi fikri günümüzde de çok artmıştır. Et buna en güzel örnektir. Buna koşut olarak daha az asil kabul edilen besinler terkedilmiştir. Ekmek geçmiş yıllar boyunca beslenmenin temelini teşkil eden bir gıdaydı. Belirgin bazı rakamlar bu olayın boyutunu belirlemeye yarayacaktır.

    Güncel olarak temel besin tüketimi ülkemizde şöyledir:
    * 50 yıl öncesine göre 2 defa daha fazla et.
    * 20 yıl öncesine göre 2 defa daha fazla peynir.
    Bütün bu besinler liften yoksundur. Buna paralel olarak, diğer gıdalar liflerin yerini almış ve buna karşılık liften zengin besinlerin oranı azalmıştır. Bu nedenle,
    * 50 yıldan beri kuru sebzeleri 5 defa daha az.
    * Asrın başına nazaran ekmek 3 defa daha az yenmektedir.

    Türkler, eskiden kişi başına günde ortalama 600-700 gr ekmek yerken, bu şimdilerde 300-400 gr arasına gerilemiştir. Bu miktar kentlerde daha az olabilirken kırsal kesiminde artmaktadır. Ayrıca gelir düzeyi artıkça ekmek tüketimi azalmaktadır.

    Besinlerin içeriğindeki Değişiklikler
    Besinsel alışkanlıkların gelişimi, lif oranları hakkında bir başka sorunu ortaya çı-karmıştır. Endüstrideki işlemler bazı besinlerin lif içeriğini çok azaltmıştır. Gerçekten, yaşam düzeyinin artışına paralel olarak, insanlar sağlıkları üzerine bu seçimin sonuçlarını düşünmeksizin giderek daha rafine besinlerin reklamı altında kaldılar. Ekmek buna en iyi örnektir; önceki yıllarda 100 gramında 8,5 gr lif içeren tam ekmek yeniyordu. Günde ortalama 600 gr ekmek yeniyordu ki, bunun 50 gramı liften ibarettir. Güncel olarak mutad tüketilen beyaz ekmekte ancak 2,5 gr lif vardır ve artık ancak bu tür ekmekten 360 gr tüketilmektedir. Böylece sadece 1 asır öncesine nazaran ekmekle 9 gr veya 6 defa daha az besinsel lif alınmaktadır.

    Diğer tahılların lif içeriği, pirinç gibi, onların rafine olma dereceleriyle doğrudan ilişkilidir. Tam pirinç diğer tam tahıllar kadar lif içerir. Ne yazık ki, esas olarak liften yoksun beyaz pirinç tüketilmektedir. Hatta tuz ve şeker de rafinaj esnasında liflerinin çoğunu kaybetmektedir.

    Gerçek Eksiklik
    Böylece bazı gıdaların bileşiminin ve besinsel alışkanlıkların gelişimi gerçek lif yoksunluğu oluşturmuştur. Bu yoksunluk insanların büyük bir kısmına zarar vermiştir. Gerçekten Türkiye’de özellikle büyük kentlerde ortalama günde kişi başına 10-20 gr arasında besinsel lif alındığı tahmin edilmektedir. Halbuki gereksinim 30 gramın üstünde olup 2 defa daha fazladır. Böylece lifden yoksunluğun günde 15 gr olduğu söylenebilir. Büyük miktarda su tutma yeteneği olan lifler, bu günde 15 gr’lık eksiklikle dışkıda 50-100 gr arasında azalmaya neden olur. Düzenli beslenen bir kimse günde 150-200 gr arasında dışkı çıkarabilir. Ülkemizde yapılan bir araştırmada ortalama günlük dışkı ağılığı 206 gram olarak bulunmuştur. Güncel beslenme tarzı ile günlük ortalama dışkı ağırlığı çok azalmış olup günde 50 grama kadar inebilmektedir. Bu halde dışkılama ihtiyacı çok daha düzensiz ve birkaç gün aralıklarla olabilmektedir. Gerçekten bir taraftan liften yoksunluk su tutulmasının azalmasına neden olur; diğer taraftan dışkı tamamen küçük hacimde olup kalınbağırsakta ancak çok yavaş ilerleyebilmekte ve giderek su kaybedip kurumakta, kalınbağırsak hücreleri dışkıdaki su kapsamını telafi etmek için uğraşmaktadır. Son vereceğimiz rakam özellikle ilginçtir. Vejeteryanlar (et yemeyenler) zorunlu olarak çok fazla miktarda lif tüketirler ve böylece günde 250-500 gr dışkı çıkarırlar. Aşikardır ki, bu dışkı iyi sulanmış olup kolayca çıkartılabilir.

    Kabızlıkların büyük çoğunluğu, modern beslenmedeki lif yoksunluğuna bağlıdır. Genellikle başka bir belirti olmaksızın sadece bir kabızlık söz konusudur. Fakat ilave diğer etkenler, örneğin önemli beslenme bozuklukları veya özel ruhsal bir yapı varsa, kabızlığa kalınbağırsak kaslarının gerimsizlik veya aksine üsgerimce (hipertonisi) eşlik edebilir. Böylece işlevsel kabızlığın iki çeşidi teşekkül eder:

    • Atonik işlevsel kabızlık
    * Spazmodik işlevsel kabızlık
    Atonik (Gerinişiz) İşlevsel Kabızlık (Kalınbağırsak Stazı)
    Atonik kabızlık,
    * Bir taraftan güncel beslenme bozuklukları; şişmanlığın ilave iki etkeni olan şeker ve yağdan çok zengin, fakat liften yoksun beslenme.
    * Diğer taraftan, kas gücü istemeyen modem toplumun yaşam tarzı sonucudur.
    Günlük yaşamımız giderek daha fazla oturgan şekle dönüşmektedir. Bazıları her pazar sabahı yarım saat el-kol hareketi veya 1 saat bisikletle gezintinin bu genel hareket azlığını telafi edebileceğini düşünebilirler. Fakat bu küçük eylemsel hareketlerin, geçmiş asırlar boyunca süren, insanların günlük fizik aktivitesini düzeltebilmesi olası değildir; kas gücü ve gerginliğini elde etmek için gerekli olan çalışmaya göre çok yetersiz kalır. Beslenme bozukluklarıyla birlikte, hareket eylemlerindeki eksiklik, genel olarak, oldukça sakin bireylerde kalça ve özellikle karın kaslarında genel bir gerginlik azalması (hipotonosite) oluşturur.

    Buna paralel olarak, yağ depoları artar ve bunlar özellikle kas lifleri tarafından kullanılmamış yerleri işgal ederler. Gerginlik azalması, aynı zamanda bağırsak geçişinin yavaşlamasına neden olan kalınbağırsak kaslarında da görülür. Böylece bir şişmanlığın gelişimi, dışkılamaya iştirak eden kasların hipotonositesi ve kalınbağırsak kaslarının hipotonositesi, atonik işlevsel kabızlığın belirgin tablosunu oluşturur. Bu kabızlık az ağrılı veya ağrısız olup genel olarak çok iyi dayanılır. Bazen de migren veya bulantı, olağandışı yorgunluk gibi bazı ilave belirtiler gösterebilir.

    Spazmodik (Kasınmalı) İşlevsel Kabızlık
    Kasınmalı işlevsel kabızlık esas olarak, oldukça faal, sinirli ve sıklıkla kaygılı kişilerde görülür; genel olarak zayıf ve uzun boyludurlar. Bağırsak geçiş bozukluğu, kalınbağırsak kaslarının hareket faaliyetindeki artmaya bağlıdır. Gerçekten kasların, kalınbağırsağı çevreleyen halka şeklindeki çok önemli kasılması dışkının geçişini engeller ve dışkı kasılmanın yukarısında birikerek, kalınbağırsağı genişletip, az çok devamlı ve hassas bir karın sıkıntısı yaratır. Bazen kasılmalar özellikle yoğundur ve şiddetli ağrı nöbetleri oluşturur. Bu nöbetler kalınbağırsağı tahriş eden çok bol gıda ve çok zengin yemekler kadar heyecan, ruhsal gerginlik, soğuk tarafından da uyarılabilir. Ağrıların şiddeti ve niteliği çok değişken olabilir ve hatta (apandisit, karaciğer ve mide hastalığı gibi) bir başka hastalığı taklit edebilir.

    En belirgin nöbetlerde ağrı, sabahları veya gecenin ikinci yarısında başlar. Kalça ve kamın sol yarısında yerleşen yanına veya kasılmalar şeklinde belirir. Nöbetlerde hasta dışkılama için çok büyük gayret sarfeder. Bazen beraberinde sıvısal bir salgının bulunduğu bilye büyüklüğünde sert dışkı parçaları çıkarılır. Az da olsa bu tarzdaki dışkılama, ağrıyı hafifletir. Fakat dışkılama gayretiyle birlikte olan bu nöbetler çok yorucudur ve hasta kendisini ekseriya ruhsal ve bedensel olarak tükenmiş hisseder. Ağrılı nöbet dönemleri önce birkaç gün ara ile birbirini takip eder. Sonra birkaç ay esnasında durulur. Ağrı ya tamamen yok olur veya sıklıkla görüldüğü gibi, az çok sabit ve yaygın bir karın sancısı şeklinde sürer.

    Böylece çok yaygın bir inanışa rağmen, süregelen kabızlıklar daima bir bağırsak tembelliğine bağlı olmayıp bilakis kalınbağırsak kaslarının fazla çalışması sonucu olabilir. Bundan başka oldukça özel ruhsal bir yapı, bu fazla çalışma, sıklıkla birlikte bulunan iki esas etken ile harekete geçirilebilir:

    * Beslenme liften yoksun olduğunda, dışkının hacmi az olacak ve kalınbağırsak kasları bu az hacimli dışkıyı ilerletebilmek için kasılma güçlerini arttırmaya zorlanacak ve spazm şeklinde kasılmalara dönüşebilecektir.
    * Zararlı yumuşatıcıların yanlış kullanımı da çok sık gözlenen bir etkendir. Onların etkisi kalınbağırsak cidarına gerçekten zarar vericidir. Seyahat gibi nedenlerle görülen geçici kabızlıklarda yumuşatıcı kullanımı süreğen kasılındı kabızlıklara neden olabilir. Hatta yumuşatıcılar, kasılmalı bir kabızlığı gerimsiz bir kabızlığa çevirebilir. Aslında yumuşatıcı kullanım bir alışkanlığı liften yoksun bir beslenmeye bağlıdır. Kabızlığın oluşturduğu endişe ile beslenmelerinin daha düzenli olması yerine, bazıları muntazam dışkılamak amacı ile günlük yumuşatıcı kullanırlar. Halbuki gerçekte lif alimim arttırmak yeterli olacaktır.

    Sosyal Baskıların Etkisi
    Beslenme düzensizliği kabızlığın temel nedenidir denilebilir. Her toplumun kendine özel beslenme alışkanlıkları olduğuna göre toplumsal bir baskı söz konusudur. Fakat diğer sosyal baskılar da özel bir kabızlık (Rektal boşaltım bozukluğu kabızlıkları) şekli yaratabilir. Rektal dişezi denilen bu durumda boşaltım refleksi işlevinde bir eksiklik söz konusudur.
    Bu kötü dışkılama işlevinin iki esas nedeni vardır:
    * Yaşamın ilk yıllarında ebeveyn tarafından zorla kabul ettirilmiş baskılar.
    * Toplumsal yaşayışm zorladığı baskılar.

    Çocukluk Çağının Baskıları
    Annelerin çoğu bebeklerinin temizliğinde çok titizdirler. Fakat bazı anneler de bebeğin eğitiminde erkencidirler. Onlar, dışkının denetimli boşalmasını sağlayan tepke işlevini oldukça zorlayıcı ve çok vakitsiz bir eğitimi çocuklarına zorla yaptırmaya kalkarlar. Böylece anneler altları temiz kaldıkça bebeklerini kutlar ve onunla oynayarak veya gülücükler yollayarak memnuniyetini gösterir. Ayrıca anne, kalınbağırsağını düzenli olarak boşaltmasının sağlığı için gerekli olduğu kavramıyla, çoğu zaman bebeğini lazımlıklı oturakta oturtmayı tercih eder. Annenin bu hem çok ciddi ve hem de çok dikkatli tutumu bebeğin iki tepkisine yol açar:
    * İlk şekil- annenin çocuğunu mümkün olan en büyük çabuklukla temiz görme arzusunun sonucudur. Böylece bebek çok erken olarak kendini tutmasını ve tepkelerini gereksiz yere denetlemeyi öğrenir. Bunu takiben ergenlik ve sonra da yetişkin çağda kendini tutma alışkanlığını muhafaza etme tehlikesi vardır. O zaman ancak çok düzensiz olarak dışkılamaya gidecektir.
    • İkinci şekil dışkının gelişini sabırsızlıkla bekleyen annenin endişeli bakışları altında oturakta uzun süre kalan bebeklerde gözlenen tepkidir. Bunu takiben günde en az 1-2 defa dışkılama yapma tutkusunun gelişmesi tehlikesi vardır.
    Bu nedenle ergenlikteki bireylerin çoğu bağırsaklarının boşalmadığı bir günü geçirmeme kaygısıyla yumuşatıcı kullanmaya başlarlar. Fakat bu yumuşatıcılar kalınbağırsağı tahriş eder ve bir hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.

    Toplumsal Yaşamın Zorlukları
    Dışkılama mekanizması daha önce açıklanmıştır. Dışkının ilk devrede sigmoid bağırsak tarafından rektuma doğru itildiğini anımsayalım. Doğal olarak dışkılama hissi derhal uyanır. Bu da rektum cidarı bir basınca maruz kaldığında harekete geçen duyargaların varlığına bağlıdır. Bunu takiben bir dizi refleks (tepke), dışkının çıkarılmasına kadar çalışmaya başlar. Bazen bu tepkeler istemli olarak engellenebilir. Bu durumda dışkılama ihtiyacı giderek kaybolur. Zira çok sık olarak uyandırılmış almaçlar artık harekete geçemezler; böylece dışkının varlığıyla oluşan basınca uyum gösterirler ve artık hiçbir duyulanma olmaz. Ayrıca organizmanın bütün duyu al-maçtan için aynı uyum olayı mevcuttur. Örneğin bir yara da başlangıçta çok ağrı yapar. Fakat sonra ağrı azalır. Zira ağrıya duyarlı almaçların tepkisi giderek söner ve kaybolur. Hatta el bileğine bir saat takıldığı' zaman bir müddet için bu saat hissedilirse de, sonradan artık hiç bir algılama olmaz. Böylece duyu almaçları artık iş görmezler.

    Böylece dışkı rektuma ulaştığında, ancak kısa bir süre için dışkılama hissi uyandınr. Şayet dışkılama yerine getirilmemişse bu ihtiyaç hissi kaybolur. O zaman sigmoid bağırsağı, almaçları tekrar uyarmak için rektum üzerine uyguladığı basıncı arttırır. Fakat tepke mekanizma engellenmeye devam edilirse, yani kişi dışkılamamak için kendini tutuyorsa, o zaman bir miktar dışkı sigmoid bağırsak içine geri yollanır ve birkaç saat için hiçbir yeni dışkılama ihtiyacı uyanmaz.

    Niçin birçok kimse dışkılama arzusunu hemen yerine getirmez de dışkılamaya gittiği esnada daima onu erteler?
    Bu durum, doğrudan toplumsal yaşayışın zorluklarına bağlıdır. En doğal ve en basit ihtiyaçlarını ihmal ederek daima gergindirler veya utançlarından, toplantıları ve hatta bürolarını terk etmeye cesaret edemezler. Daha sık olarak temizlik ve sağlık korkusu ile evlerinin dışındaki tuvaletleri kullanmak istemezler. Fakat sebebi ne olursa olsun sonuç aynıdır. Haftada ancak 2-3 defa dışkılamaya giderler. Gerçekten esas sorunu ortaya koyan bizzat bu düzensizlik değil, fakat daha çok almaçların uyarılara cevap vermemesidir.

    Almaçların cevapsız kalan tekrarlanmış uyarıları sonucu yıllar sonra bu almaçların hassasiyetinde önce azalmaya, giderek devamlı olarak zayıflamalarına ve nihayet artık hiçbir cevap vermemelerine neden olur. Böylece kabızlığın tipik bir tablosu “Rektal dişezi” teşekkül eder. Yani kalınbağırsağın işlevi olağandır ve dışkıyı rektuma kadar taşır. Fakat hiçbir dışkılama ihtiyacı hissi uyanmaz. Bu bozukluk sonucu kişi, artık çok nadiren dışkılamaya gider. Zira artık çok ender ve zayıf olarak bu ihtiyacı hisseder. Bu husus kişiyi endişelendirir ve tahriş edici yumuşatıcıları kullanmasına yol açar. Fakat bu davranış kalınbağırsağın iç cidarına zarar vererek, rektal duyu bozukluğu oluşturup durumu daha da zorlaştırır.


  2. #2
    ezaman

    Cevap: Kabızlık Sebepleri ve Çeşitleri

    Çağımız hastalıklarından biri de kabızlıktır. Kabızlığın pek çok sebebi olmakla birlikte en belirgin nedeni hareketsizliktir. Sporsuz yaşam, ev yemeklerinden daha çok fast food tarzı beslenmek, az su tüketmek, stres kabızlık sebeplerindendir. Stresin insan psikolojisi üzerindeki kötü etkisi bilinse de stres, sindirim sistemini de oldukça olumsuz yönde etkilemekte ve kabızlığa sebep olmaktadır. Kabızlık çeşitleri de müzmin kabızlık, aniden oluşan kabızlık ve kısa süreli kabızlık olarak sayılabilir.

  3. Cevap: Kabızlık Sebepleri ve Çeşitleri

    Kabızlık çoğu zaman kişilerde beslenme alışkanlıklarındaki düzensiz beslenme sonucu ortaya çıkıyor ve geçici bir süre oluyor ama bazı kişilerde sürekli ve geçmeyen kabızlık hali oluyor. Bunlar doktora gitmeli.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Bayılma, Bayılma Çeşitleri Ve Bayılma Sebepleri
    By Toksi in forum Kalp ve Damarlar
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 07-24-18, 00:24
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04-11-18, 23:26
  3. Diş Protezi Çeşitleri
    By gokhan in forum Kron - Köprü Protezler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-08-17, 10:13
  4. Şizofreni Çeşitleri
    By gokhan in forum Psikozlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-10-16, 10:30
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-24-16, 11:49

Bu Konudaki Etiketler

Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.