+ Yorum / Mesaj Ekle
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Sürekli Gaz Çıkarma Sebepleri ve Doğal Tedavisi

  1. #1
    DrNilay

    Sürekli Gaz Çıkarma Sebepleri ve Doğal Tedavisi

    “Koyver; kulunç olacağına, gülünç olsun!"

    Bağırsak gazlarının insanları yüzyıllardan beri ilgilendirdiği görülmektedir. Hipokrat, gaz çıkarmanın sağlık için yararlı olduğunu yazmıştır; ve Claudius, bütün Romalı vatandaşların gerekli olduğu her zaman, gaz çıkartabileceklerini bildirmiştir. Toplumsal açıdan sindirim sistemindeki gaz, şikayetçi olan için büyük bir sorundur. Maalesef, gazlar sindirim kanalında hareket ettiğinden toplum içinde hoş karşılanmayan bazı sesler çıkarır. Geğirmek ve yellenmek birçok toplumda hiddet yaratırsa da, eski Çinlilerde yemeklerden sonra geğirmek, hem yemek için bir teşekkür işareti, hem de aşçıyı kutlama anlamına gelirmiş.


    Normalde sindirim kanalında 150 cm3’den daha az gaz bulunur ve yerleşme merkezi özellikle mide ve kalınbağırsaktır. Dölütün (fötüsün) sindirim kanalında gaz yoktur. Ancak doğumdan 1 dakika sonra bütün sağlıklı bebeklerin sindirim kanalında gaz bulunur.

    Gazların Bileşimi
    Oksijen, azot, karbondioksit, hidrojen ve metandan oluşan beş gaz sindirimsel gazların %99’unu oluşturur. Bunların hepsi kokusuz olup kaynağı atmosfer havası olan oksijen ve azot dışında, diğer bütün gazları bakteri metabolizmasının (özüştürümü) ürünüdür. Mide gazının bileşimi had mide genişlemesi (yüksek oranda karbondioksit ihtiva eder) gibi bazı hastalık durumları dışında atmosfer havasına benzer. Kalınbağırsaklardaki gazın bileşimi ise çok değişiktir .

    Karbondioksit %5-80
    Oksijen %0-10
    Hidrojen %3.1-3.4
    Metan %0-54
    Azot %7-88

    Hidrojen sülfür: %0.00028 arasında değişir.
    Bu değişiklik üç önemli olayı gösterir:
    1- Bağırsak gazlarının en önemlisi azottur.
    2- Bireysel farklar önemlidir.
    3- Hidrojen ve metan yanıcı gazlardır: Bundan dolayı elektroagülasyon yapılacağı zaman, patlamayla veya ikincil nekroza (öleze) bağlı sigmoid delinmesi ve peritonit (karıngazı yangısı) oluşmasına engel olmak için bu işlem sırasında azot gazı kullanmak gereklidir.

    Amonyak, hidrojen sülfür, skotol, indol, buharlaşan aminler, kısa zincirli yağ asitleri gibi bir dizi kokulu gazlar da bulunmaktadır. Bu gazlar, yoğunlukları 1 ppm (milyonda bir) gibi düşük oranda olsalar bile insan burnu tarafından algılanabilir. Bu gazların hepsi bakteri metabolizması ürünüdür. İnsan nefesinde belirlenen 250 kadar değişik uçucu maddelerden çoğu bağırsakta üretilen bakteri metabolitleridir.

    Normal bireylerde özel bir besin rejimi olmaksızın gazların üç misline yakın yüksek rakamlar gözlenebilir. Gaz hacmi bireylere göre çok değişik olup günde ortalama 2000 ml’dir. Hemen yemekten sonra çıkarılan gaz hacmi gece ve ara devrelere göre çok daha fazladır.

    Bağırsak gazlarının oluşumunda beslenmenin rolü araştırılmış ve normal bir rejim ile (Amerikan askeri K rasyonu ile) gaz çıkarılması günlere göre 12-342 ml/gün değişiklik göstermiştir . Özellikle nişastadan zengin bir besi rejimi ile gaz çıkarılması, 2000 hatta 3700 ml/gün, hidrojen gazı %2,5 ve sadece azot gazı %23,2 ve yanıcı gazların miktarında da artma görülmüştür.

    Gazların Kaynakları

    Oksijen: Tek kaynağı atmosfer havasıdır. Sindirim kanalındaki oksijen yoğunluğu atmosfer havasından daha az olur. Oksijen, üst sindirim kanalında daha fazla, kalınbağırsakta ise çok düşük oranda bulunur veya hiç bulunmaz.

    Azot: Temel kaynağı hava olmakla beraber, mayalanma süreciyle bağırsak boşluğunda meydana gelebildiği gibi kandan da bağırsak boşluğuna geçebilir. Azot yemekle yutulan havadan, midenin hava cebinde birikip, yavaş yavaş incebağırsağa yiyeceklerle gelir. Böylece günde 1 İt civarında hava yutulur. Bu yutulan hava % 79 azot ve % 21 oksijen içerir. Oksijen ve azot, bağırsak içindeki kimus suyunda çok zor erir, güçlükle hücrelerden geçer ve kapıtoplar damarı içindeki kana yavaş yavaş geçer. Fakat burada alyuvarlar derhal oksijeni yakalar. Böylece çok elverişli bir yoğunluk farkı yaratılır ve incebağırsağın üst kısımlarındaki bağırsak gazında oksijen kaybolur. Bu nedenle ileum ve kalınbağırsak ortamı oksijensizdir (anaerobi). Buna karşın uygun basınç farkı olmayan azot, oldukça büyük miktarda bağırsak içinde kalır ve dışkılık yoluyla çıkarılan gazda da önemli oranda tespit edilir.

    Karbondioksit: Çok az kısmı atmosfer havasmdan, büyük kısmı kandan bağırsak boşluğuna ge-çerek veya bağırsak salgılarındaki bikarbonatın asitleştirilmesi sonucu veya bakteri mayalanma ürünü olarak meydana gelir.

    Hidrojen: Sadece kalınbağırsakta, stakioz ve rafinoz gibi emilmeyen karbonhidrat ve proteinlerden bakteri metabolizma ürünü olarak teşekkül eder. Koliformlar dahil olmak üzere bazı anaeroblar saf kültürlerde hidrojen üretebilirler. Ancak hangi organizmaların insanda hidrojen ürettiği bilinmemektedir. Hidrojen üretimi mayalanmaya müsait ekzojen (dışçıkaklı) maddelere bağlıdır. Açlık, üretimi bariz olarak düşürür. Hidrojen bakteriler tarafından üretildiği gibi, kullanılırda. Yellenmedeki hidrojen miktarı bu iki işlemin sonucudur . Hazımsızlık ve emilme bozukluğu olduğunda, incebağırsaklarda da fazla miktarda hidrojen üretilir.

    Metan: Metan üretiminin ana maddesi bilinmemekle birlikte, kaynağı bakteri (çöpük) metabolizmasıdır. Çocuklardaki metan üretimi, ancak 8-10 yaşlarında, erişkinlerin düzeyine ulaşır. Diyet etkeninin metan üretiminde önemli bir rolü yoktur. Metan üretimi, gıda etkeninden çok, dışkıda metan üreten bakterilerin yoğunluğuna bağlıdır. Metan üreten bakteriler son derecede nazlı anaerobdurlar. Neden bazı bireylerin metan üreten biteyi olup diğerlerinin olmadığı bilinmemektedir.

    Sindirim Gazlarının Nedenleri
    Hava yutma: Şişeden sıvı gıda emen bebeğin midesi yutma havasına bağlı olağanın 4-5 misli büyüyebilir . Ancak, bebek boş biberonu veya parmağını emdiğinde hava yutmaz. Sıvılarla, katı gıdalara oranla daha fazla hava (2-3 misli) yutulmaktadır. Gazdan şikayetçi hastaların çoğu hava yuttuklarının farkında bile değildirler. Hava yutma genellikle sıkıntı belirtisidir ve hastanın stresli ortamda oldukça belirtileri artar. Geğirmenin hava yutmaya bağlı olduğunu belirlemek için basit bir hile, dişlerin arasında kalem almaktır, dişler arasında bir şey tutulduğunda yutkunmak zordur ve hasta bu nesneyi ağzında tuttuğu sürece geğirmesi azalacaktır. Birçok hasta gazlılık için sodyum bikarbonat alır ve midede 500 cm3 karbondioksit oluşturan gazozlu içkileri çabucak içerler. Bunlar geğirmeyi geçici olarak durdurur.Fazla ve hızlı yeme, sakız çiğneme, ağızdan soluk alma, tahriş edici ağız lezyonu (örsentisi) varlığı, ortodorıtik şekil bozukluğu, iyi oturmamış ağız protezleri, fazla tükürük salgısı, kardia anomalileri (hiatus hernisi, kardia ülseri, neoplazi) diğer hava yutma nedenleridir.

    Bağırsakta Mayalanma ve Kokuşma
    Bağırsak organizmaları (anaerob ve aerob, maya ve küf bakterileri) gıdalarda mevcut tüm protein, aminoasit, yağ asitleri, şeker ve polisakkaridlerin çoğunu mayalanma ve kokuşmaya uğratırlar. Hazmedilmemiş gıda, bağırsak bakterilerine daha fazla ham madde sağlar ve bu da kalınbağırsak gazlarının artmasına neden olur. Bu durum özellikle, karbonhidrat ham maddelerinden karbondioksit ve hidrojen üretiminde söz konusudur. Selülozun mayalanması da fazla miktarda yellenmeye neden olduğundan, hastalar fazla lifli gıdalar diyete konulduğunda çok rahatsız olurlar. Bilinen bakteri şemasında, laktik asit, bütirik aside dönüşürken 10 gramlık kalıntı, 2,5 litre hidrojen ve karbondioksit üretebilir.

    Diyet (Sıkı besi)
    Birçok gıdada hava vardır. Örneğin yumurta sufle, dondurma veya kabarık ekmek gibi gıdalar hazırlanırken içine hava ilave edilir. Çırpılmış krema veya yumurta akında 5-6 misli hava bulunur. Elma hacminin %25’i havadan oluşmuştur. Diyetteki sindirilmeyen kalıntı karbonhidratlar önemli ölçüde gaz üretirler. Örneğin, lifli bitkisel maddelerden yoksun bir diyetteki 5 gramlık emilmeyen karbonhidrat, vücut ısısında 975 ml karbondioksit, 375 ml metan, 200 ml hidrojen olmak üzere toplam 1,5 litre gaz üretebilir.

    Diyetteki bazı maddelerin (fasulye, lahana, karnıbahar ve bazı meyve sulan gibi içinde yüksek oranda sindirilmeyen karbondihrat veya lifli eleman bulunan sebzeler) fazla yellenmeye yol açtığı bilinmektedir. Temel diyet ile ortalama yellenme hacmi 17 ml/sa iken, kalorinin %30’u fasulye ile sağlanmış bir diyette bu hacim 4 katma, %50-60’ı fasulye ile sağlanmış bir diyette ise 10 katma çıktığı belirlenmiştir .Bazı meyve ve meyve sulan da gaz üretimini arttırır. Erik, elma, üzüm suları, kum üzüm ve muzun hidrojen üretimini arttırdığı, portakal suyu ve kayısı kompostosunun arttırmadığı gösterilmiştir .

    Gaz yapan gıdaların çoğu, yalnızca önemli miktarlarda sindirilmeyen karbonhidratlar içermezler; ilaveten hidrojen sülfür ve merkaptanlara indirgenen sülfür (kükürt) bileşikleri de bulunur. Oluşan sülfit, güçlü bir karbonik anhidraz inhibitörüdür (önletkenidir) ve bağırsaktan kana, karbondioksitin normal durumdaki emilmesini azaltır.

    Patolojik (Hastalıkla İlgili) Durumlar
    Kötü sindirim (pankreas ve safra hastalıkları) ve kötü emilme sendromlarında (belirgi) genellikle fazla gaz üretildiği bildirilmiştir. Klinik bulgular, bağırsak tıkanmasının yukarısında gaz birikmesinin hava yutmaya bağlı olduğunu göstermektedir. İncebağırsağın yüksek seviyedeki tıkanmasında, burun-mide yolu emme ile tıkanmanın yukarısında fazla gaz birikmesi önlenmiş olur. Tıkanma daha aşağıda veya ileum-körbağırsak kapağında ise tıkanma bölgesine gönderilen Müller-Abbott sondası tıkanmanın yukarısındaki gaz toplanmasını engeller. İnce-bağırsağın kapalı tam tıkanmasında çok az gaz bulunur ve deneyler göstermiştir ki, bağırsak bölütü tam olarak kapanmadan önce havası boşaltılırsa hiç gaz gerekmez .

    Organik bağırsak tıkanmalarında bağırsak cidarından salgılanan sıvı ve kimüs ile bağırsağın gerilmesi, bağırsak kültür ortamında mikrop çoğalması ve gazların geçiş bozukluğuna bağlı olarak gaz oluşur. Bağırsak felci (paralitik ileusda) ise oluşan bağırsak afonisi nedeniyle gazların emilememesi fazla gaz birikiminden sorumludur. Dolaşım bozukluğu ile gaz emilmesinin azalması, bağırsak cidarının kan dolaşımım azaltan arter bozukluklan (arterioskleroz), yerel ven dolaşım bozukluklarına (mezanter ven trombozu, porta hipertansiyonu, Budd-Chiari sendromu) veya genel ven dolaşım bozukluklarına (kalp yetmezliği, perikardit) bağlı olabilir. Bu hallerde ven dolaşımı güçtür ve bağırsak gazlarının emilmesi staz veya gaz ile kanın doymasına bağlı olarak kösteklenir. Oluşan bağırsak gazlarının, vücut dışına atılmasındaki azalmaya bağlı gazlılık hali uzun kalınbağırsak (dolikokolon), bağırsak kangalının kendi üzerine devrilmesi, yapışıklığı veya bükülmesi sonucu gelişebilir.

    Tedaviye bağlı gazlılık halleri arasında özellikle antibiyotik tedavisini dikkate almalıdır. Antibiyotikler iki mekanizma ile gaz oluşturur:
    1. Bağırsak biteyinin değiştirilmesi
    2. Jejuno-ileo-kolik mukozanın tahrişi.

    Gazların Devri
    Gazların midedeki emilimi, diğer sindirim katlarına nazaran daha azdır. İncebağırsakta ise, mideden gelen veya insitu (doğal ortamı içinde) teşekkül etmiş olan oksijen, hidrojen, karbondioksit mukoza kapillerlerinden çok çabuk emilebilirler. Karaciğere kapı toplar daman ile taşınan gazların bir kısmı, burada biyokimyasal değişikliklere uğrar; diğer bir kısmı karaciğer toplar daman ile sağ kalp ve akciğere gider. Buna karşın, olağan koşullarda incebağırsakta bulunan az miktarda gazın, atmosferden gelen azot gazından ibaret olduğu kabul edilirse, azotun diğerlerine nazaran çok daha güç emildiği anlaşılır (kan ve alveol havasındaki azot, çevre havasındaki miktarına nispetle, doymuş durumdadır). En fazla gaz oluşumu ve emilimi sağ kalınbağırsak, körbağırsak ve ileumun'un son kısmında oluşur.

    Sindirim kanalının herhangi bir kısmında gerim (tönüs) azalması nedeniyle, bu hizada gazların kısmi basıncının azalmasına bağlı olarak (zira gazlar genişler) gazlar, kandan bağırsak boşluğuna doğru geçebileceği gibi genelde gaz devri, ancak bağırsak kan yönünde olur.

    Hidrojen, metan ve az miktarda bulunan diğer gazlar, bağırsak zarının her iki tarafındaki kısmi basıncın çok farklı olması nedeniyle, devamlı ve çok çabuk olarak ortamdan yok edildiklerinden normal durumda kanda bulunmazlar.

    Karbondioksit, bağırsağı diğer gazlardan daha hızlı terk eder; nedeni, emilme katsayısının yüksek olması (37° C de karbondioksit suda, oksijenden 20 kez daha çok erir) yanında, karbonik anhidraz enziminin de rolü vardır. Özellikle bağırsak yapısının pH’sı düşük olduğunda, artan bikarbonat yoğunluğu ile beraber, karbondioksit kısmi basıncı da yükselir. 60 ml/lt’den yüksek olan bikarbonat yoğunluklarında, karbondioksit kısmi basıncının yüksek olması, pH’yı 8’den aşağıda tutmaya yardım eder. Böylece karbondioksit üretiminin, bağırsak içeriğinin önemli bir tampon elemanı olduğu anlaşılmaktadır.

    Gaz Belirtileri
    Normalde 20-80 ml hava içeren mide fundusunun, yutulan fazla gazla gerilmesiyle oluşan Magenblase sendromunun öldürücü bir şekli, genellikle karın ameliyatlarından sonra oluşan mide genişlemesinde, pankreas ve safra salgılarının mide suyu ile asitleştirilmesi sonucu %30 dolayında karbondioksit oluştuğu görülmüştür. İncebağırsaktaki fazla gaz “barborigmus”a (gurultu) neden olarak karın gerilmesi oluşturabilir. Kalınbağırsağın karaciğer ve dalak büklümünde (fleksürasında) fazla gaz birikmesiyle oluşan, nadiren tıkanma hissi, nefes darlığı ve çırpıntının görülebildiği “dalak büklümü sendromu” genellikle yemek sonrası başlar ve heyecansal bozukluk, kabızlık ve fazla gaz oluşumu ile belirgin hale gelir.

    Gazlı Şişkinliklerin Tedavisi

    • Bütün hava yutanlar ve birincil sindirimsel meteorizmli hastaların bitkisel sinir sistemleri bozuktur. Bunlar barbitürikli sakinleştiricilerden, dinlendiricilerden yararlanırlar. Bu yatıştırıcıların gaz üzerine doğrudan etkisi yoktur; fakat gazları daha katlanılabilir hale getirirler, sıkıntı ve kalbe ait tepkileri azaltırlar.
    • Yavaş yeme, ihtimamlı çiğneme, ne çok soğuk ve ne de çok sıcak şeyler içmeme gibi uyarıların ancak ruhsal tedavi edici olmaktan başka büyük bir değeri yoktur. Alkol ve sigara yasak edilebilir! Gazlı içkilere izin verilmez. Çok yiyenlerde kalori miktarını düşürmelidir.
    • Gazların itrahı hususunda büyük bir olanağa sahip değiliz. Buna rağmen kabızlık çekenlerde yumuşatıcılarla bağırsak geçişi hızlandırılabilir.
    • Gazların emilmesini kolaylaştırmak için bağırsak cidarının durumunu dü-zeltmek gerekir. Burada temel ilaçlar bağırsak yerelleri ve mikropsuzlaştırıcılardır. Yerellerin en iyisi Bizmuttur. Bizmut’un bağırsak cidarından geçmeyen büyük moleküllü, sulfamidli ve iyotlu türevleri kullanılmalıdır.
    • Sindirim kanalının kapsamını değiştirmek için etraflı bir diyet öyküsü edinmeli, kokuşma (pııtrefaksiyon) halinde protidler, mayalanma halinde ise nişastalılar azaltılmalıdır. Örneğin, lahana ve kuru fasulye gibi selülozlu gıdaları kaldırmalı, çok yemek yiyenlerde kalori miktarını azaltmalıdır. Sentetik yüksek karbonhidratlı sıvı diyet (VİVİSORB) gazı azaltır.
    • Antibiyotikler bağırsak biteyini değiştirip gaz nedeni olabildikleri gibi bağırsak gazlarını da azaltabilirler. Neomycine'nin bu konuda etkisiz olduğu saptanmıştır. özel stafilokok antibiotikleri (dirikıranları) tetrasiklin bakteri mayalanma sürecine, dolayısıyla gaz üzerine etkilidir.
    • Pepsin, safra, papain, pankreas, bağırsak fermentleri gibi sindirim fermentleri her zaman olumlu sonuç vermez. Yüze tutunan ajanların (mangal kömürü, kaolin, pektin gibi) ve köpük giderici etkisi olan dimetilpolisiloksan gibi silikonların gazların hacmi ve bileşimi üzerine etkisi olmadığı saptanmıştır. Klorofilin de gaz üzerine etkili olduğu ve dışkı kokusunu azalttığı söylenmişse de kanıtlanamamıştır.
    • Bağırsak gazlarının geçişini kolaylaştırmak için bitkisel sinirlere etkili ilaçlar kullanılmış, ancak farklı sonuçlar alınmıştır. Kasılmaları çözen vagolitikler veya bilakis sindirim kaslarının kasılmasını arttıran, örneğin prostigmin gibi vagomimetikler de kullanılmıştır. Beyinde bitkisel sinir merkezleri üzerine etki ederek, salgıya etki etmeksizin, mide-bağırsak hareketlerini arttıran “metaclopramide” meteorizmada iyi sonuçlar vermiştir.
    • Organik nedenlere bağlı patolojik gazlılık, kendi özel koşulları içerisinde tedavi edilmelidir.

  2. #2
    Meriç

    Cevap: Sürekli Gaz Çıkarma Sebepleri ve Doğal Tedavisi

    Bazı besinler, içecekler de çok gaz yapıyor mesela süt, sarımsak gibi.

  3. #3
    arda

    Cevap: Sürekli Gaz Çıkarma Sebepleri ve Doğal Tedavisi

    geç saatlerde yenen gıdalar genelde iyi hazmedilmediği için gaz yapıyor. tecrübe ile sabittir.en azından kendim için diyeyim

  4. Cevap: Sürekli Gaz Çıkarma Sebepleri ve Doğal Tedavisi

    Hazım sorunu yaşadığınız için de gaz çıkarma sorunu yaşabilirsiniz. Bununla ilgili bir sık sık sorun yaşıyorsanız bir dahiliye doktoruna başvurun derim.

  5. Cevap: Sürekli Gaz Çıkarma Sebepleri ve Doğal Tedavisi

    Sürekli olarak gaz çıkarma problemi yaşıyorsanız bunun için mutlaka bir gastroentroloji bölümüne başvurun. Yapılacak olan endoskopi ve kolonoskopi ile gaz çıkarmaya sebep olan şeyler belirlenmeli ve tedavi edilmeli.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Egzamann Doğal Tedavisi
    By Elif in forum Atopik Dermatit/Egzama
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-07-17, 00:48
  2. Doğal Migren Tedavisi
    By GesOKK in forum Baş Ağrısı ve Migren
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-07-16, 14:26
  3. Beyin Tümörü Sebepleri, Belirtileri Ve Tedavisi
    By Özgür in forum Beyin Tümörleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-24-16, 11:54
  4. Akciğer Kanseri Sebepleri, Belirtileri ve Tedavisi
    By gokhan in forum Akciğer Kanseri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-23-16, 15:41
  5. Kemik Tümörü Belirtileri, Sebepleri ve Tedavisi
    By Özgür in forum Kemik Tümörü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-23-16, 15:35

Bu Konudaki Etiketler

Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.