+ Yorum / Mesaj Ekle
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Yaygın Anksiyete Bozukluğu Oluş Nedenlerinde İleri Sürülen Üç Teori

  1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu Oluş Nedenlerinde İleri Sürülen Üç Teori

    Yaygın anksiyete bozukluğu, en az altı ay boyunca hemen her gün ortaya çıkan, bir çok olay ya da etkinlik hakkında aşırı anksiyete ve üzüntü ile endişe, kolay yorulma, konsantrasyon bozukluğu, irritábante, kas gerginliği, uyku bozukluğu gibi altı belirtiden en az üçünün bulunduğu ruhsal bir hastalıktır. Anksiyete (kaygı), yaşamı tehdit eden ya da tehdit şeklinde algılanan, rahatsız edici bir endişe ve korku duygusu olarak tanımlanabilir.

    Herkes günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygı duyabilir. Kaygı, bir ölçüde günlük sorunlarla baş edebilmek için hazırlıklı olmayı, bir tehlike durumunda da hızlı karar verip kaçmayı sağlar. Normal olan kaygılar hafiftir ve baş edilebilir düzeydedir Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerde ise sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir kaygı durumu söz konusudur. Bu kişiler olası en kötü sonucu düşünürler, her şeyi kendi denetimleri dışında görürler Yaygın anksiyete bozukluğunda aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgili olabilir. Yaygın anksiyete bozukluğunda psikolojik ve bedensel belirtiler bir aradadır.

    Toplumda yaygın olarak görülen ve önemli psikiyatrik bozukluklarından biri olan yaygın anksiyete bozukluğunun yaşam boyu yaygınlığı yaklaşık % 5 civarındadır. Kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülür. Orta yaşlarda yaygın anksiyete bozukluğu yaygınlığı en yüksektir.

    Yaygın anksiyete bozukluğu oluş nedenlerinde ileri sürülen üç teori:
    1. Biyolojik teori: Anksiyete belirtisinin santral sinir sisteminde bozulmuş modülasyona bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülür. En çok serotonerjik ve noradrenerjik sistemler suçlanmaktadır. Hikâyemizdeki hastamızın da bahsettiği beyindeki amigdala bölgesi muhtemel tehdidin tanınmasından ve korunma yanıtının oluşmasından sorumlu bölgedir ve bu hastalıkta üzerinde durulan bölgelerden biri olmuştur.
    2. Genetik teori: Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişilerin ailelerinde de bu bozukluğun sık görülmesi genetik teorinin geliştirilmesine neden olmuştur.
    3. Psikoanalitik ve bilişsel-davranışçı teori: Psikoanalitik teori anksiyete belirtilerinin içgüdüsel dürtü ile baskılama arasındaki ikilemden doğduğunu ileri sürer Bilişsel-davranışçı teori ise korku ve anksiyete duygusunun yanlış bir algı sonrası bilginin değerlendirilmesindeki bozulma ile meydana geldiğini ileri sürer.

    Tanı
    Yaygın kaygı bozukluğunun DSM-V tanı ölçütleri:
    A. En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde, birtakım olaylar ya da etkinliklerle (işte ya da okulda başarı gösterebilme gibi) ilgili olarak aşırı bir kaygı ve kuruntu (kaygılı beklenti) vardır.
    B. Kişi, kuruntularını denetim altına almakta güçlük çeker.
    C. Bu kaygı ve kuruntuya, aşağıdaki bulgulardan üçü veya daha fazlası eşlik eder.
    1. Huzursuzluk, gerginlik ya da sürekli diken üzerinde olma,
    2. Kolay yorulma,
    3. Odaklanmada güçlük çekme ya da zihnin boşalması,
    4. Kolay kızma,
    5. Kas gerginliği,
    6. Uyku bozukluğu.
    D. Kaygı, kuruntu ya da bedensel belirtiler, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
    E. Bu bozukluk, maddenin ya da başka bir sağlık durumunun fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.
    F. Bu bozukluk, başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

    Tedavi
    Yaygın anksiyete bozukluğu, genellikle 10 yıl ya da daha uzun süre devam eden hastalık dönemleri ile gider. Yaygın anksiyete bozukluğu tedavisinde en uygun yaklaşım ilaç tedavisi, psikoterapi ve destekleyici yöntemlerin birlikte kullanılmasıdır.

    1. İlaç tedavisi: Yaygın anksiyete bozukluğu genelde antidepresan ilaçlara yanıt veren bir hastalıktır. Antidepresan ilaçlar yanında, benzodiazepinler, antipsikotikler, buspiron, betablokörler tedavide seçilebilecek ilaçlardandır.
    2. Psikoterapi: Psikoterapide etkili yaklaşımlar içgörü kazandırıcı, destekleyici ve bilişsel davranışçı terapidir. İçgörü yönelimli terapi bilinç dışı yatışmaları ortaya çıkarmaya ve kişinin egosunun güçlü yönlerini tanımlamaya odaklanır. Destekleyici tedavi hastanın kendine güvenini ve huzurunu sağlamaya yöneliktir. Bilişsel- davranışçı terapilerde bilişsel yaklaşım hastanın bilişsel çarpıtmalarına yöneliktir. En sık kullanılan davranışçı yaklaşım ise gevşemedir.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 17.06.17, 10:40
  2. Anksiyete Ve Depresyona Faydalı Kaplıcalar
    By Pumka in forum Anksiyete Bozuklukları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.04.17, 14:06
  3. Çoklu Kişilik Bozukluğu(Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu)
    By DoktorMZ in forum Anksiyete Bozuklukları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.03.16, 14:34
  4. Somatizasyon Bozukluğu
    By DoktorMZ in forum Anksiyete Bozuklukları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.03.16, 12:49
  5. Yaygın Anksiyete Bozukluğu
    By DoktorMZ in forum Anksiyete Bozuklukları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.03.16, 13:38
Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.