+ Yorum / Mesaj Ekle
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Çabuk Yorulma Hashimoto Troiditinden Kaynalanıyor Olabilir mi?

  1. Çabuk Yorulma Hashimoto Troiditinden Kaynalanıyor Olabilir mi?

    Hashimoto tiroiditi en sık görülen hipotiroidi nedenidir. En sık görülen endokrin hastalıktır ve yine en sık görülen otoimmün hastalıktır. Ailevi yatkınlık yani aile içinde birden fazla bireyde görülme ihtimali ve tip 1 diyabet, çölyak hastalığı, Sjögren sendromu gibi diğer otoimmün hastalıklarla birlikte bulunma ihtimali yüksektir. Hastalığın tarifi ilk kez 1912 yılında Japon doktor Hakaru Hashimoto tarafından yapılmış, ancak nedeni hâlâ tamamen anlaşılamamıştır. Toplumdaki sıklığının farklı kaynaklara dayanarak her bin kişide 1-46 arasında değiştiği düşünülmektedir. Kadınlarda yaklaşık sekiz kat daha fazla görülür ve ileri yaşlarda sıklığı daha da artar.
    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  HASHİMOTO.jpg
Görüntüleme: 5
Büyüklüğü:  66.1 KB (Kilobyte)
ID:	904

    Hastalığın klasik şeklinde lenfositler tarafından infiltre edilen tiroit bezinde kronik bir hasarlanma olur. Başlangıçta -çoğu zaman yıllarca- hormon değerleri normal; ancak tiroit bezi büyüktür, yani guatr vardır. Tiroit hasarı ilerledikçe, tiroit bezinin tiroit hormonu yapma ve salgılama yeteneği azalır ve hipotiroidi ortaya çıkar.

    Tiroit hormonları tüm vücutta protein sentezini uyaran, dolayısıyla yapım, onarım, büyüme, gelişme, zihin ve sinirsel gelişim, kan yapımı, metabolizmanın düzenlenmesi gibi pek çok sistemde etkilidir. Hipotiroidi (tiroit hormonu eksikliği) işte bu işlevlerin yeteri kadar gerçekleştirilememesi hâlidir. Dolayısıyla pek çok sistemi etkileyen bir hastalık tablosu ortaya çıkar.

    Hipotiroidi bulguları aslında yavaş yavaş, yani sinsice gelişen bulgulardır. Kaba, soluk, kısmen sararmış ve şiş görünen bir cilt; özellikle göz çevresi, omuzlar, el ve ayak sırtlarında görülen ödem; benzer ödemin solunum yollarında da gelişmesine bağlı kalın ve çatlak bir ses ilk bakışta dikkat çeken bulgulardır. Bu kişilerde yaralar geç iyileşir. Saç ve beden kılları kurur, çabuk kırılır, büyümeleri yavaşlar, kalınlaşır, seyrekleşir.

    Hastalar yorgunluktan ve çabuk yorulmaktan yakınır. Zihinsel ve fiziksel aktiviteleri yavaşlar. Başarılarının düşmesinden, dikkatlerini toplayamamaktan, konsantre olamamaktan şikâyet edebilirler. Ancak durum uzun sürmüşse birey bu zihinsel durgunluğun farkında bile olmayabilir, algılayamayabilir. Bu durumda hasta yakınları bu değişimi fark edebilirler.

    Kaygı hâli, depresyon, baş ağrısı, işitmenin azalması, sürekli uyku hâli, nadiren sinirlilik görülebilir. Bu şikâyetlerle başvuran çok sayıda hastanın gösterdiği belirtilerin altında hipotiroidinin yattığı görülmektedir. Eklem ağrıları, eklem sertlikleri, ciddi kramplar, kas güçsüzlüğü ve beceriksizlik, tüm bunlarla birlikte gelişen yorgunluk ve hâlsizlik kişinin günlük fizik aktivitesini azaltır ya da zorlaştırır.

    Bağırsak hareketleri azaldığı için karın şişliği ve kabızlık sık görülür. Kan yapımının azalmasına bağlı olarak kansızlık vardır. İştah azalmıştır ancak metabolizmanın yavaşlaması ve ödem gibi çeşitli nedenlerle hasta kilo alır ve aldığı kiloları veremez. Hipotiroidisi olan hastalarda kan kolesterol düzeyi yükselir. Kalp atım sayısı ve kalbin kasılma gücü azalır. Özellikle diyastolik kan basıncının yükseldiği hipertansiyon tablosu ortaya çıkar. Bu hastalarda özellikle yaşlılarda kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler artmıştır.

    Kadınlarda âdet düzeni bozulup, âdet kanaması miktarı artarken yumurtlama olmaz ve kısırlık görülebilir. Erkeklerde ise impotans sıktır. Anne karnındaki fetüsün kendi tiroit bezinin gelişmesi ilk üç ayın sonuna doğru tamamlanır. Bu nedenle bebeğin sinir sisteminin gelişebilmesi için özellikle hamileliğin ilk üç ayında annenin tiroit hormonlarına ihtiyacı vardır. Aksi takdirde zihinsel özürlü “kreten” bebekler doğar. Hem kadının hamile kalabilmesi için hem de gebelik olursa bebeğin gelişimi için tiroit hormonları yeterli olmalıdır.

    Hipotiroidi tanısı kanda T3 ve T4 hormonları düşük iken TSH’nin yüksek olması ile konur. Özellikle Anti-TPO (tiroit peroksidaz antikorları) tanı için %95 güvenilirliktedir ve tiroitteki hasar ile doğru orantı gösterir. Anti-Tg (anti tiroglobulin antikorları) ise tanıyı destekler ancak özgünlüğü düşüktür. Ultrasonografi ile tanı teyit edilebilir; özgün bir görünümü vardır. Çok gerekirse seçilmiş vakalarda tiroit bezine yapılan iğne biyopsisi ile histolojik tanı konabilir. Endokrinolog da ultrasonografi ile tanısını kesinleştirmiştir.

    Bundan sonra yapılacak şey eksik olan hormonu yani tiroit hormonunu yerine koymaktır. Bu amaçla hastanın yaşı, diğer hastalıkları ya da risk faktörleri, kullandığı diğer ilaçlar, beden kitlesi gibi faktörler göz önüne alınarak L-tiroksin (sentetik T4 hormonu) replasmanı yapılır. Tedavinin ilk 1-2 haftasında bulgular gerilemeye başlar, 1-2 ayda da düzelir. Özellikle tedavinin başlangıcında 2-4 aylık aralarla TSK kontrolü yapılarak ideal doz bulunur. Bu dozu belirledikten sonra aksi bir durum olmaz ise altı aylık aralarla hasta ömür boyu izlenir.

    Gebelik döneminde ilaç asla kesilmez, hatta doz ortalama %50 oranında arttırılır. Toplumumuzda yanlış yönlendirmelerin olacağını öngören hekim de, kahramanımızı bu açıdan çok ciddi şekilde uyarmıştır. Yaşlılarda L-tiroksin replasmanı çok yavaş ve çok dikkatli yapılmalıdır. Kalp yükünün ani artışı kalp krizi, hatta ölüme neden olabilir. Sonuçta hipotiroidi tablosu ve eksiği yerine koyma tedavisi olan L-tiroksin tedavisi; ömür boyu sürecek, uzman biri, tercihen bir endokrinolog tarafından izlenmesi gereken bir hastalık ve tedavidir.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Hashimoto Hastalığı Belirtileri Ve Tedavisi
    By mustafa in forum Troid Bezi Hastalıkları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.11.16, 10:16
Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.