"Ağrı vücudumun dikkatimi çekmek için kullandığı araçlardan biridir; bana “Hayatında ve kendini algılayış/yargılayış şeklinde yapman gereken değişiklikler var, bunların farkında varmalısın,” der. Ağrı ne şekilde olursa olsun duygusal veya zihinsel bir dengesizlikle, derin bir suçluluk duygusu ve üzüntüyle bağlantılıdır. İçsel bir acı formudur; bir şey yaptığım, bir şey söylediğim veya“sağlıksız” ya da “olumsuz” düşüncelere sahip olduğum için suçluluk duygusu yaşadığımdan, bilinç dışı bir yerden farklı yoğunluklarda ağrılar ortaya çıkararak kendimi cezalandırırım. Bu noktada kendime sormam gereken soru şudur: “Gerçekten suçlu muyum? Ne yüzünden suçluyum?”

Şu anda hissettiğim ağrı sadece gerçek sebebin üstünü örtmeye yarar: suçluluk duygusunu. Düşüncelerin gücü çok büyüktür ve bu suçluluğun sebeplerini tam olarak tanımlayabilmek için açık kalmam önemlidir. Yapmam gereken şey bu sebeplerden kaçmak değil, onlarla yüzleşmektir. Çünkü bunlar eninde sonunda entegre olmak zorunda kalacağım korkulardır. Ağrı aynı zamanda bir şeylerin tamamlanmadığını, yanlış olduğunu gösterir. Bu “tatlı bir tuzak”tır: Anladığıma inanırım ama gerçeğin içinde, dolayısıyla refahta ve ağrısız kalabilmek için geçmem gereken bir aşama daha vardır.

Duygularımla basitçe yüzleşmek yerine, bu rahatsızlık içinde kendimi hoşnut hissedebilirim. Bu ağrıyı farklı ilaç çeşitleriyle uyuşturmak yerine uzatabilir ve bana öğretmek istediği şeyi keşfedebilirim. Dolayısıyla bu ağrıyı hapseden korkuyla da yüzleşmiş olurum. Eğer korkunun farkında olursam, kendimi bu korkudan kurtarabilmem mümkün olur, içsel gerginliğimi açığa çıkarmak için bir kişi veya bir durum karşısında kendime güvenmem gerekir. Fiziksel ağrı genelde hassasiyetimi yoğunlaştıran bir ayrılıktan sonra meydana gelir. Bu ayrılığı çok şiddetli bir şekilde yaşarım.

Eğer bir insana saldırırsam, bu ağrı verici temas fizikselden ziyade duygusal bir iz bırakır ve hem saldırıya uğrayan insanda hem de saldırıyı yapanda ortaya çıkar. Kemiklerdeki ağrı söz konusu durumun varoluşumu en derin seviyede etkilediğini gösterir, kaslardaki ağrı ise zihinsel düzenle ilgilidir. Ağrı beni hemen ahlaki acıya “bağlar” ve beni durmaya ve vücudumda neler olup bittiğini hissetmeye zorlar. Bir anlamda bu olumlu bir durumdur çünkü kendimle bir ruh olarak “temas kurmamı” ve bilinçlenmemi sağlar. “Kronik” bir ağrı söz konusuysa bu, ağrının başlangıcından itibaren bu ağrının gerçek sebebiyle yüzleşmediğim anlamına gelir. Farkında olmayı ne kadar ertelersem, ağrı o kadar daha düzenli ortaya çıkar ve sonunda kronik hale gelir. Ağrımın kaynağını tanımlamayı ve “gerçek” sebebini çözebilmek için açık kalmayı kabul etmem çok önemli. Ağrının konumlandığı yer bana ağrının gerçek sebebi hakkında bazı işaretler verecek."

Bu yazıda bulunan olumlamalar sadece bilgi amaçlıdır. Jacques Martel'in "The Complete Dictionary of Ailments and Diseases" adlı kitabından alınmıştır. Jacques Martel hastalık ve rahatsızlıkların metafiziksel, mental tedavisi yaklaşımını benimsemiştir. Jacques Martel sezgisel olarak bazı duygu ve hastalıklar arasında bir bağlantı olduğunu ve bunların keşfedilebileceğine inanmaktadır. Umarım faydalı olur.