İnsanların bellerinde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk denilen kıkırdaklar bulunur. Bu disklerin görevi, omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şokların emilmesine ve kuvvetin çevreye dengeli bir şekilde dağılmasına yardım etmektir.

Bel fıtığı denen hastalıkta, işte bu disklerin fıtıklaşması sonucu meydana gelen bir hastalıktır. Disklerin iç yüzeyinde nükleus pulpozus adı verilen yumuşak bir bölüm ve dış kısımda da anulus fibrozus denilen dert bir tabaka bulunur. Dıştaki tabakanın zamanla anatomik bütünlüğü bozulur ve içerideki yumuşak kısım dışarı doğru taşar. Buna da fıtıklaşma adı verilir. Fıtıklaşan disk, çevresindeki sinirleri sıkıştırır ve hastalık kendini bu şekilde göstermeye başlar.

Bel fıtığı hastalığı olan hastalar büyün bir kısmı, konservatif denilen cerrahi dışı metotlarla tedavi edilirler. Ancak hasta tedaviye yanıt vermiyorsa, hasta dayanılmaz ağrılara sahipse, cerrahi müdahale kaçınılmaz olmaktadır. Çünkü bel ve bacak ağrısıyla birlikte bacaklarda uyuşma, kuvvet eksikliği ve bacak kaslarında zayıflama bulunan hastalar, eğer müdahale edilmezlerse, daha da kötüye gideceklerdir.Bu tip hastalarda, hastalığın ileri seyrinde büyük dışkı yapamama, makat ve cinsel organlarda uyuşma, bacaklarda felce doğru olumsuz belirtiler başlar. Bu tip belirtiler görülür görülmez derhal ameliyata alınmalıdır.

Her ameliyat gibi, bel fıtığı ameliyatının da bazı riskleri bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; ilaç kullanımına bağlı kanama riski, kan pıhtısı oluşumu, omurilik zedelenmesi, kalp krizi ve cerrahi işlemin başarısız geçmesi gibi risklerdir.

Ameliyata karar verilen durumlarda, hasta bir gece önce çok hafif şeyler yemeli ancak yüksek C vitamini içeren besinler almalıdır. Tansiyon ve kalp hastalığı varsa ilaçlarını normal almaya devam etmeli ancak kan sulandırıcı ilaçlar en az 3 gün önceden bırakılmalıdır. Gerekli tahliller yapıldıktan sonra hasta operasyona alınır.

Bel fıtığı ameliyatı iki türlü yapılmaktadır. Birincisi açık yapılan klasik türdeki bel fıtığı ameliyatıdır. Genel anestezi altında uyutulan hasta, yüzükoyun yatırılır. Fıtığın bulunduğu bölgeye 5 ile 15 cm uzunluğunda bir kesi yapılır. Cilt dokuları geçilir ve kasları saran kalın zar sıyrılır. Böylece bel kasları kemik üzerinden sıyrılmış olur. Omurganın arkasında bulunan lamina adı verilen kemiğin bir bölümü ve omurlar arasındaki bağ dokusu çıkarılarak, sinire ulaşılır. Özel aletlerle sinir kenara çekilir ve baskı yapan fıtık dokusu çıkartılır. Sonrasında açılan tabakalar dikilerek kapatılır.

Kapalı bel fıtığı ameliyatında ise cerrah mikroskop kullanır. Bunun avantajı ise cerrahın çalıştığı dokuları aydınlatması ve görüntüyü olduğundan yüzlerce kat büyütmesidir. Bu sayede cerrah, dokulara açık operasyonda olduğundan daha az zarar verecektir. Açılan cilt kesisi daha küçük olacağından, kasları saran zar daha küçük açılmış olacaktır. Bu da daha az miktarda kas kitlesinin kemikten sıyrılması demektir. Bu tip operasyon geçiren hastalar, günlük yaşama daha hızlı dönmektedir.Kapalı bel fıtığı operasyonu geçiren hastalar, daha hızlı iyileşme gösterirler. Hastanede yatış süresi daha kısadır. Ameliyat sonrası egzersizlere, üç hafta sonra başlanması tavsiye edilir. Dikişleri aldırmaya gerek yoktur. Ancak banyo yaparken dikkat edilmeli, oturarak ve öne doğru eğilerek değil de, ayakta duş alma şeklinde banyo yapılması gerekir. Bunun yanında doktor kontrolleri de asla aksatılmamalıdır.