+ Yorum / Mesaj Ekle
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Geçmeyen Ağrı Tedavi Yöntemleri

  1. Geçmeyen Ağrı Tedavi Yöntemleri

    İsim:  geçmeyen ağrı.jpg
Görüntüleme: 762
Büyüklük:  5.1 KB (Kilobyte)Ağrı tedavisinde morfin de dahil diğer ağrı kesici ilaçlardan ve kemoterapi, radyoterapi gibi tıbbi tedavilerden cevap alınamayan ağrısı geçmeyen hastalarda son çare olarak değerlendirilir. Girişimsel tedavinin uygulanabilmesi için ağrının 3-6 ay ve daha uzun bir zaman devam etmiş olması şarttır. Girişimsel tedavide amaç, diğer tekniklerle ağrıyı ileten sinir yollarındaki iletinin kesilmesidir. Bu sebeple siniri tahrip eden ilaçlar kullanılabileceği gibi, radyofrekans cihazının ortaya çıkardığı ısıyla da sinir iletisi kesilebilir.

    Bu teknikler ağrı uzmanları tarafından röntgen cihazı, bilgisayarlı tomografi, MR, ultrason cihazı gibi teknikler eşliğinde kemikler, sinirler ve/ya da çevre dokular görülerek uygulanır. Girişimsel ağrı tedavisi alanında yeni teknolojik ilerlemeler olmakta, buna ilişkin olarak da sinirlerin iletisini kesmek için yapılan girişimlerdeki başarı oranı yükselmektedir.

    Son zamanlarda süreğen ağrıdan yakınan hastalarının büyük bir kısmı girişimsel tedavilerden faydalanmaktadır. Buna rağmen girişimsel yolla her ağrının giderilemeyeceği de bilinmelidir. Hasta seçimi oldukça önemlidir. Girişimsel işlemlerin kimileri ağrılı olup, sonuçlarında önemli olarak tanımlayabileceğimiz yan etkiler ortaya çıkabilir. Şayet hastanın genel durumu iyi değil ise, birinci derece yakınları bu işlemlerin yapılması için yazılı olarak onam vermelidir.

    Girişimsel teknikler en önemli şu ağrılarda önerilmektedir:
    • Planlı ameliyat geçiren ve ameliyat bölgesinde 3-6 aydan uzun zaman ağrısı devam eden hastalarda
    • Yüz bölgesinde alt çene, üst çene ve göz etrafında çok önemli ağrıya sebep olan kafa içinden gelen bir sinirin yol açtığı ağrılarda (trigeminal nevralji)
    • Devamlı baş ağrısı çeken kimi hastalarda (oksipital nevralji)
    • Uzun zaman (3-6 ay) geçmeyen kanser ağrılarında
    • Çoğunlukla dolaşım bozukluğuna ilişkin bacaklardaki derin yaraların ve/ya da dolaşım yetmezliğine ilişkin oksijensizliğin yol açtığı ağrılarda
    • Bilhassa kol ve bacakların tamamıyla veya nispeten cerrahi yöntemlerle kesilmesi (ampütasyon) sonucu gelişen 3-6 aydan uzun süren süreğen ağrılarda (fantom/hayalet ağrı)
    • İki-üç kez bel fıtığı ameliyatı olup yakınmaları devam eden ve bu sebeple bel bölgesinde, bacaklarında kuvvetli ağrısı olan hastalarda (başarısız bel cerrahisinde)
    • Zona geçiren hastalarda tedavi sonrası devam eden ağrılarda
    • El ve ayaklarında donma olan hastalarda dolaşımın arttırılması amacıyla
    • Kuyruk sokumunun kuvvetli ağrılarında (örnek olarak düşmeye ilişkin kuyruk sokumu kırığından meydana gelen ağrılarda)

    Girişimsel ağrı tedavisi yöntemlerinde beli başlı kural, hastanın bu işlemden fayda görüp görmeyeceğinin test edilmesi için önce lokal anestezik ilaçlar kullanılarak teşebbüsün benzerinin yapılması ve sinir iletisinin geçici olarak durdurulmasıdır. Şayet hasta bu işlemden yüzde 70’in üzerinde yarar görürse, girişimsel operasyon uygulanabilir. Girişimsel işlemin hedefi ise sinirdeki ağrı iletiminin sürekli olarak durdurulmasıdır.

    FİZİK TEDAVİYE AMELİYATA ALTERNATİF DEĞİLDİR
    Girişimsel teknikler fizik tedaviye veya ameliyata farklı değildir. Bir hastada girişimsel tedaviye karar verilebilmesi için önceden ağrı kesiciler ve başka ilaçlarla farklı tıbbı tedavilerin denenmiş ve sonuç alınamamış olması şarttır. Mesala bel fıtığı sebebiyle ağrı kesicilerle hayatını sürdüren bir hastanın ağrılarının artması, ağrıdan ötürü yürüyememesi, kilo alması, nitelikli uyku uyuyamaması halinde hayatı kısır bir döngüye girer. Böyle hastalarda bel fıtığı sebebiyle ameliyat kararı da verilmemiş ise girişimsel yöntemler elverişli seçenektir. Bundan başka girişimsel tedaviye başlanmadan önce, doğru karar verilebilmesi için her hasta için fizik tedavi, psikiyatri, ortopedi, beyin cerrahisi, onkoloji gibi ilgili dallarla durum değerlendirilmesi yapılmalıdır.

    Girişimsel ağrı tedavisinde kullanılan birçok teknik bulunmaktadır. Bunların en önemlileri şu şekilde sıralanabilir:
    • Sinirlerdeki ağrı iletiminin kimi ilaçlarla (alkol, fenol) sürekli olarak durdurulması
    • Sinirlerdeki ağrı iletiminin ısı yöntemiyle ısıtılarak durdurulması (radyofrekans termokoagülasyon)
    • Sinirlerdeki ağrı iletiminin ısı yöntemi ile soğutularak durdurulması (kriyoterapi)
    • Beldeki bölgesel ağrıların tedavisi için bel eklemlerini uyaran sinirlerin ısı ile yakıldığı yöntemler
    • Boyun, göğüs ve bel bölgesinden kaynaklı, ameliyat yapılması elverişli görülmeyen yalnız ağrıya neden olan fıtıklara yönelik işlemler
    • Başarısız bel cerrahisinden veya bacaklardaki dolaşım bozukluğundan meydana gelen ağrıların durdurulması için bel kısmına yerleştirilen omurilik pilleri (spinal kord simülasyonu)
    • Bilhassa göğüs veya batın bölgesindeki geçmeyen kuvvetli kanser ağrılarında bir kateter (içinden sıvı verilebilen özel üretilmiş ince plastik boru) vasıtasıyla ağrı tedavisi yapılabilir. Bu tedavilerde kateterin, omuriliğin çevresini saran zara ya da omurilik içindeki sıvıya koyulması hedeflenir. Böylece söz konusu bölgeden geçen sinirlerdeki iletinin durdurulması amaçlanır.

    KİMLERE UYGULANAMAZ?
    Girişimsel ağrı tedavisinin uygulanmaması gerekli olan kişiler şunlardır:
    • Girişimsel ağrı tedavisi hasta istemiyorsa mutlaka yapılmaz.
    • Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara girişimsel işlemler uygulanamaz. Fakat bu hastalarda kan sulandırıcı kesildikten sonra lüzumlu tıbbi kontrol yapılarak girişimsel operasyon yapılabilir.
    • İşlemin gerçekleştirileceği bölgede enfeksiyon olması da girişimsel tedaviye mani olur.
    • Psikolojik sorunları olan hastalarda tercih edilmez. Hastaya hasar vermemek için girişimsel ağrı tedavisine gerçekten ihtiyacı olup olmadığına psikiyatri hekimi ile beraber değerlendirilerek karar verilir.
    • Hastanın genel sağlık durumu iyi olmalı ve uygulanan girişimsel tekniği tolere edebilmelidir. Mesala hastanın beline yapılacak işlemde yüz üstü yatması şarttır. Fakat nefes darlığı gibi unsurlardan ötürü bazı hastalar beş dakika dahi yüz üstü yatamazlar. Üzerlerinin örtülmesinden rahatsızlık duyan kişilere de girişimsel işlemleri yapmak güç olmaktadır.
    • Hastanın şuuru açık değil ise girişimsel ağrı tedavileri yapılamaz.

    TEDAVİLER NEREDE YAPILMALI?
    Girişimsel ağrı tedavisinin donanımlı ameliyathane ortamında ve görüntüleme teknikleri (röntgen cihazı) eşliğinde yapılması zorunludur. Zira işlemler için gerekli olan anestezi hafif uyutma ile başlayıp genel anesteziye kadar gidebilir. Bundan başka yapılan girişimsel işlemler sırasında önemli yan etkilerle karşılaşılabilme riski de dikkate alınmalıdır. Bu sebeple hastanın başında kesinlikle anestezi uzmanı bulunmalıdır. Ülkemizde girişimsel ağrı tedavisi algoloji uzmanları tarafından yapılmaktadır. Anestezi uzmanları, nörologlar ve fizik tedavi uzmanları iki yıllık eğitim ile algoloji (ağrı) işin ehli olmaktadırlar.

    TEK SEANS YETERLİ Mİ?
    Çoğunlukla girişimsel teknikler için tek seans yetersizdir. Zira verilen hasara karşın sinirler kendilerini belirli bir müddet sonra yeniler ve sinirde ağrı iletimi yeniden başlayabilir. Bu sebeple girişimsel yöntemlerin kimi zaman belirli aralıklarla tekrarlanmasına ihtiyaç olabilir. Mesala bel fıtığı teşhisi almış yalnız ameliyat olmamış bir hastaya yapılan girişimsel tedavide, 1 -2 yıl süren rahatlamadan sonra işlemin tekrarlanması gereksinimi doğabilir. Yine ayağında dolaşım sorunu olan hastalarda, ayağa giden damarlarda dolaşımı düzenleyen sinirlerin yakılmasıyla yapılan tedavinin belirli bir müddet sonra tekrarlanması gerekli olabilir.
    • Girişimsel yöntemlerde başarıyı hastaya ait etmenler belirlediği gibi, uygulaması yapanın tecrübesi de oldukça önemlidir. Hastaya ait etkenlerden biri, ağrı duyma özelliğidir. Bu doğuştan gelen bir özelliktir ve her insanın ağrıya dayanıklılığı (ağrı eşiği) farklıdır.
    • Kimi hastalarda yapılan işlemden yüzde 100 etkin sonuç elde edilemeyebilir. Amacımız girişimsel yöntemlerle ağrıyı tamamıyla yok etmek ya da ağrıyı yüzde 70-100 azaltmaktır. Girişimsel işlemlerde bu ihtimal yani ağrının ne kadar geçeceği daha önce öngörülemez. Mesala omurgalardaki eklemlere yapılan (faset eklem bloğu) ağrı tedavisinde başarı seviyeleri çok yüksek iken, kanser ağrısının tedavisinde durum bunun gibi değildir. Zira kanser ağrılarında birbirinden diğer mekanizmalar söz konusudur. Ağrıyı ortadan kaldırmak kanser hastalarında gerçekten güçtür.

    Hastanın günlük yaşamına dönme süresi yapılan işleme ve verilen ilaçlara göre değişir. Çoğunlukla bütün girişimsel tedaviler ameliyathane ortamında yapılır ve işlemden sonra hastalar ortalama 1-4 saat gözetim altında tutulurlar. Bundan başka girişimsel işlemlere ilişkin herhangi bir yan etki gelişirse hastanede yatılması da gerekli olabilir. Mesela, hastaya kanser sebebiyle kateter takıldıysa iki ya da üç gün hastanede takip edilmesi elverişlidir. Bu takipte amaç hastanın ağrısının geçtiğinden emin olunması ve yürüme fonksiyonunun kontrol edilmesidir. Bundan başka kateterden verilecek ağrı kesici ilaçların planlaması yapılır. Buna karşılık bel bölgesinde omurgalardaki eklemlere yapılan (faset eklem) blok sonrası hasta 2-3 saat hastanede gözlem altında tutulduktan evine gönderilebilir.

    BAŞARISIZ BEL CERRAHİSİNDE
    Bugün için girişimsel ağrı tedavisinin ilgi alanlarından biri de ‘başarısız bel cerrahisidir. Başarısız bel cerrahisi, çok sayıda bel fıtığı ameliyatı olmasına rağmen yakınmaları geçmeyen, kuvvetli ağrıları devam eden hastalardır. Bu hastalarda ağrı için birçok girişimsel operasyon gerçekleştirilebilir. Bunlar;
    • Omurga kemikleri üzerindeki sinirlerde iletinin ısı yöntemi ile durdurulması
    • Omurilik zarının çevresine kortizon verilerek bel fıtığının küçültülmesi
    • Omurilik zarının içerisine kuyruk sokumundan özel bir cihaz (epiduroskopi) ile girilip bel kısmına ilerleyerek omurilik zarındaki yapışıklıkların açılması
    • Omurilik zarına yerleştirilen bir pil sistemi ile bu bölgeden geçen sinirlere uyarı verilerek ağrının azaltılması. Bu gruba giren hastalar uygulanan girişimsel yöntemlerden 1-3 yıl arası ya da sürekli süre ile yarar görebilmektedirler.

    SİNİR BLOKLARI
    Sinir bloğu, farklı ilaçlarla (lokal anestezik) sinirdeki iletimin geçici olarak durdurulmasıdır. Vücudumuzdaki sinirlerin her biri belirli bölgeleri uyarır. Mesala koltuk altından geçen dört sinir kolumuzun, elimizin duyusunu ve hareket işlevini sağlar. Yöntemin amacı o sinirdeki iletiyi durdurarak ağrıların tedavi edilmesidir. Sinirin çevresine verilen lokal anestezik ile sinirdeki ağrı, duyu ve hareket sinyallerinin tamamı durdurulur. Mesala operasyon ele giden sinire yapılmışsa ağrı geçer ancak hasta elini hissetmez ya da oynatamayabilir. Bu ileti durdurma lokal anestezik ile yapılırsa geçicidir ve genelde 6-14 saat içinde sinirdeki iletim tekrar başlar. Şayet alkol ve fenol gibi ilaçlarla (nörolitik blokla) yapılırsa uzun süreli sinir iletisi durur. Sinir blokları genelde tek bir sinirin uyardığı ağrılarda uygulanır. Mesala elde küçük parmakta olan bir ağrıda yalnızca bu parmağın civarını uyaran sinirin iletisi, bilek veya dirsek bölgesinden durdurulabilir. Şayet ağrı, ayakta ise sinir iletisinin durdurulduğu bölge, kalça ya da diz etrafında sinir yolu üzerindedir.

    ULTRASON KULLANIMININ FAYDALARI
    Sinir bloğu tedavisinde amaç, ilgili sinire lokal anestezik ilaç vererek, sinir iletimini durdurulmasıdır. Son günlerde sinirin bulunmasında hem akım jeneratörünün, hem de ultrasonun beraber kullanılması tercih edilmektedir. Akım jeneratörü sinire ulaşmamızı sağlayan ve çok düşük akım üreten özel bir cihazdır. Cihaza özel yapılmış bir iğne aracılığı hakkında sinire çok düşük akım verilmektir. Akım sinire ulaştığında sinirin uyardığı kas kasılmakta ve bize doğru sinirde iletiyi kesmemiz için yol gösterici olmaktadır. Ultrason ise sinirlerin doku içinde görülmesine imkan verir. Bu sebeple her ikisinin beraber kullanımı aranan sinirin bulunmasında büyük bir avantajdır. Burada önemli noktalardan biri, sinir bloğunun kesinlikle hijyenik (steril) ortamda yapılmasıdır. Ağrı duymaması için hastanın cildine lokal anestezik uygulanır. Hastanın uyanık ve operasyon esnasında hekimin hasta ile iletişim içinde olması önemlidir. Sonuç olarak, hem akım jeneratörü hem de ultrason kullanımı ile daha güvenli, daha iyi ve yan etki seviyesi azaltılmış bir tedavi yapılmış olur.

    Uyuşturulan bölgede hareket ve his kaybı meydana gelmesi istenilmeyen bir sonuçtur. Sinir bloğu tedavisinde amaç, verilen ilacın sinirin yakınında ve etrafında kalmasını sağlamaktır. Şayet, ilaç hata sonucu sinirin içerisine girilerek verilirse sinir bozulabilir ve deformasyon görür. Bu deformasyon çok önemlidir; sürekli his ve hareket kaybı oluşabilir. Sinir bloğu esnasında verilen ilacın hata sonucu damara gitmesi sonucu bayılma, kalp hızında düşme, dilde uyuşma, kulakta çınlama gibi kimi yan etkiler ortaya çıkabilir. Sinir bloğu öncesinde hastanın gelişebilecek yan etkiler konusu ile ilgili bilgilendirilmesi zorunludur. Yan etkiler çok sık görülmemektedir ancak kesinlikle hastanın rızası (onamı) alınmalıdır. Hastanın rızası olmadan sinir bloğu yapılamaz. Her hastanenin kendine özgü formları vardır ve hastaya bunlar işlemden önce imzalatılmalıdır.

    SİNİR BLOKLARININ ETKİLERİ GEÇİCİDİR
    Sinir bloklarıyla yapılan tedavilerin etkileri geçicidir. Çoğunlukla lokal anestezik dediğimiz ilaçlar amaçlanan bölgedeki sinirde iletiyi geçici olarak durdurur. Lokal anesteziklerin kısa, orta ve uzun tesirli olmalarına göre etki süreleri 2 ile 12 saat arasında değişir. Kimi hastalarda sinir çevresine kateter konulabilir ve lokal anestezik ilaçların devamlı olarak verilmesi sağlanarak ağrısız döneminin bir hafta ile bir aya kadar uzatılması sağlanabilir.

    RADYOFREKANS YÖNTEMİ
    Radyofrekans dalgalarının ulaşılmak istenen sinirde cihaza özel bir iğne ile ısı üretmesiyle yapılan bir ‘sinir iletimi durdurma’ tekniğidir. Radyofrekans tekniğinde, düşük ısı ‘geçici sinir bloğu’ ya da yüksek ısı ‘kalıcı sinir bloğu’ olmak suretiyle iki türlü yöntemle sinirde ileti durdurulabilir. 40 - 42 derece olan düşük ısı radyofrekans iletiyi keser ancak siniri yakıp tahrip etmez. Bu teknikte sinirin iletisi hafif ısı ile bozulmaya çalışılır ve geçicidir. Kalıcı sinir bloğu uygulamasında ise özel radyofrekans iğnesi sinirin yakınına geldiği zaman ısı 80-90 dereceye kadar çıkarılır. Amaç, siniri tahrip etmektir. Uygulama esnasında ısı yüksek olduğundan hasta ağrı çeker. Bu sebeple önce lokal anestezi ile uyuşturulup, sonra sinirin yakılması uygulaması esnasında hastaya sedasyon uygulanır. Kalıcı sinir bloğu ortalama 3 ay ile 3 yıl, hatta kimi zaman çok daha uzun süreli tesirli olabilir. Fakat yapılan girişimsel işlemin etkisinin ne kadar süreceğini daha önce kesin olarak söylenemez. Bu sebeple hastalar, geçici ve sürekli sinir bloğu uygulaması öncesi tedavinin etkinliği konusu ile ilgili çok iyi bilgilendirilmelidir.

    RADYOFREKANS YÖNTEMİ HANGİ AĞRILARDA ETKİLİDİR?
    Radyofrekans uygulaması bilhassa aşağıdaki ağrılarda tercih edilebilir:
    • Yüzde göz çevresini, alt ve/ya da üst çeneyi uyaran bir sinirden meydana gelen ağrılarda (trigeminal nevralji)
    • Boyunda, sırtta ve beldeki omurların eklem yerlerindeki (fiset eklem) ağrılarda
    • Bacaklarda dolaşım bozukluğuna ilişkin ağrıların tedavisinde
    • Ameliyata elverişli görülmeyen bel fıtığı teşhisi konmuş olan hastalarda gelişen ağrıların azaltılmasında
    • Kalça, diz ve omuz gibi büyük eklemlerin ağrılarında
    • Kırık kemiklerin kaynamasından sonra kimi hastalarda ortaya çıkan yanma tarzındaki ağrılarda
    • Zona sonrası gözlenen kuvvetli ağrılarda.

    RADYOFREKANS TEKNİĞİNİN RİSKLERİ
    Radyofrekans tekniğinin önemli bir yan tesiri yoktur. Olası yan etkiler, uygulanan sinire ve yakılan ısıya göre değişir. Oluşturulan doku bozukluğunun (lezyon) geri dönüşümsüz olması isteniyor ve tedavi yüksek ısıda yapılıyorsa, sinire ait ileti ortadan kaldırılır. Mesala ani yüz ağrısında hastanın alt çenesini uyaran sinir başka, üst çeneyi ve göz bölgesini uyaran sinirler başkadır. Fakat üçü de birbirine çok yakındır. Bu sinirlerden hangisinde ileti durdurulmak isteniyorsa o sinir aranıp vardır ve ağrıya neden olan sinir yakılır. Radyofrekans tekniğinde kimi zaman iletimi durdurulan sinirin uyardığı bölgede his kaybı oluşabilir. Hastanın ağrısı geçer yalnız üst çenede ya da yanakta hissizlik ve uyuşukluk kalabilir. Hastanın bu yan etkinin gelişebileceğini bilmesi şarttır. Radyofrekans tekniğinin uygulanması esnasında sürekli sinir iletimi blokajı yapılırken kimi sinirlerde de sürekli his kaybı ortaya çıkabilir. Bundan başka tekniğin uygulanması esnasında kanama, enfeksiyon, yanlış sinirin tahrip edilmesi gibi istenilmeyen yan etkiler gözlenebilir.

    YARIM SAAT İLE BİR SAAT ARASINDA İŞLEM TAMAMLANIR
    Hasta, uygulama sırasında genelde acı hissetmez. Girişimsel operasyon çok ağrılı değildir yalnız iğne yapılacak bölgenin çevresi kesinlikle lokal anestezik ilaçlarla uyuşturulur. Kimi girişimsel işlemler esnasında hasta ile devamlı olarak iletişim içinde bulunulması gerekli olabilir. Buradaki amaç, aranılan sinir bulunduğunda hastadan cevap alınabilmesidir. Mesala hastaya Ayağınızda elektriklenme oldu mu? Ayağınızda kasılma var mı?’ diye sorulur. Uygulayıcı doğru siniri bulduğunda uygulaması yapar. Girişimsel işlemlerden kimileri hasta için çok ağrılı olabilir. Bu halde hastaya genel anestezi dahil uyutma sağlanır. Uygulayıcı yapılan girişimsel işleme göre hastasının nasıl sakinleştirileceği konusu ile ilgili daha önce bilgi verir. Bu karar her hasta için özel olarak planlanır. Yarım saat ile bir saat arasında değişen sürede operasyon tamamlanır.

    EPİDURAL ENJEKSİYON
    Epidural enjeksiyon, girişimsel tedaviler içinde çok sık kullanılan bir tekniktir. Epidural enjeksiyonda omurilik zarının çevresine ilaç verilir. Hedef, omurilik zarından geçen ağrı duyusunu taşıyan sinirin iletiminin bu bölgede durdurulmasıdır. Bu işlemde özel bir iğne ile omurganın (vertebral kolon) boyun, sırt, bel ve kuyruk sokumundaki herhangi bir seviyesinden teşebbüs yapılabilir. İğnenin yerini doğruluğunu sağlamak için görüntüleme tekniğiyle (röntgen cihazı) amaçlanan alan radyopak madde (röntgen ışınları ile görünen ve uygulayıcıya yol gösteren bir ilaç) ile boyanıp dağılımı görülür. Bundaki amaç, aradığımız amaçlanan bölgeye elverişli ilaçların verilebilmesidir. Hekimin tecrübesine göre hasta oturur veya yan yatar konumda uygulanabilir. Epidural enjeksiyonlar kesinlikle ameliyathane koşullarında ve görüntüleme imkânlarının sağlandığı yerlerde yapılmalıdır.

    Epidural enjeksiyonlar, geçmeyen her tür ağrıda ama en çok kanser ağrılarında seçilir. Epidural enjeksiyon iki türlü yapılabilir. Bunlardan birincisi tek doz yapılan lokal tesirli uygulamalardır. Fakat tek doz epidural enjeksiyonlar ağrı tedavisi yerine, cerrahi müdahalelerde kullanılmaktadır. Diğer uygulamada ise epidural bölgeye yani omurilik zarları arasına katater konulur ve bu kateter vasıtasıyla hastaya devamlı olarak ağrı kesici ilaçlar verilebilir. Hastanın bu tedaviden fayda görüp görmediğine bakılır. Üç-dört gün sonra alınan cevaba göre omurilik zarları arasına katater ve bu katetere ilişkin vücut içerisine gömülü sürekli pompa sistemi (epidural port sistemi) yerleştirilir. Böylece hastanın kendi ağrı kesici ilacını pompa vasıtasıyla yapabilmesi sağlanır. Mesala akciğer tümörü sebebiyle sırtında veya göğsünde çok önemli ağrısı olan bir hastaya sırt bölgesinden kateter yerleştirilip üç gün takip edilir. Üç gün sonunda hasta ‘Oldukça rahatladım. Ağrım yüzde 70-90 geçti’ derse, epidural düzen vücuda sürekli olarak yerleştirilebilir.

    MORFİN POMPALARI
    Morfin pompası, bir kateter vasıtasıyla omurilik kanalı içerisine morfin vermeye yarayan bir cihazdır. Çoğunlukla iki tip morfin pompası bulunmaktadır. Birinci tipte, hasta morfin pompasına özel bir iğneyle erişerek morfin cihazının haznesine kendisi ilaç verebilir. İkinci tip morfin pompasında ise hazne ayda bir ilgili doktor tarafından doldurulur ve pompa uygulanır. Pompanın kendisi kendiliğinden hastaya lüzumlu ağrı kesiciyi elverişli dozda gönderir. Morfin pompası daha fazla kanser hastalarına uygulanır. Bundan başka altı ay ve daha uzun süredir ağrı kesici ilaçlar kullandığı halde geçmeyen ağrılarda da tercih edilebilir.

    Morfin pompası, ağrı tedavisi uzmanı tarafından ameliyathane ortamında steril koşullar sağlanarak lokal anestezi altında yerleştirilir. Morfin pompasının kateteri, röntgen cihazı ile görülerek omurilik içine, pompanın hazne bölümü de genelde kasık bölgesinde cilt altına gömülür. Morfin pompasının kateteri, kateter ve pompa arasındaki bağlantı hattı ve pompa haznesi vücut içinde gömülü olarak durur. İşlem genelde 30 dakika ila bir saatte içinde bitirilir. Ağrı hastalarında morfin pompası hiçbir zaman bağımlılık yapmaz. Sadece morfin uygulamasına ilişkin doz artırımı (tolerans) ortaya çıkabilir. Kısaca morfinin ağrı tedavi etme özelliğindeki dozu yükselmeye başlar. Morfin, tedavi amaçlı önceleri düşük dozda kullanılırken, ilerleyen aylarda bu dozun yükseltilmesi gerekli olabilir.

    BAŞARISIZ BEL CERRAHİSİNDE OMURİLİK PİLİ
    Omurilik pillerinin tercih edildiği hasta gruplarını şu şekilde sıralayabiliriz:
    • Başarısız bel cerrahisi sonrası ağrısı devam eden hastalarda
    • Bacaklardaki dolaşım bozukluğundan meydana gelen ağrılarda
    • Kol ya da bacağı herhangi bir tıbbi sebeple kesilmesine karşın olmayan bacağının ya da kolunun ağrısını (fantom/hayalet ağrısı) hisseden hastalarda.
    • Ameliyathane ortamında görüntüleme teknikleri ile elektriği ileten özel üretilmiş bir tel kablo, omuriliğin üzerinde bulunan iki zarın arasına (epidural bölge) gönderilir. Daha sonra iletim özelliği olan bu kablo ile pile (enerji sağlayan bir jeneratöre) bağlantı sağlanır. Pilin ürettiği enerji, bu ara bağlantısı kablo ile omuriliğin üzerindeki zarların arasına uzatılmış tele devamlı olarak elektrik akımı gönderir. Omurilikte sinirlerin geçtiği ve iletinin beyne gönderildiği merkez arasındaki ağrılı uyarı böylece kesilir.
    • Bu işlemde önce sınama süreci uygulanır. Bu süreçte 4-5 cm büyüklüğündeki pil vücuda dışarıdan bağlanır. Deneme sürecinde hasta şayet 2-4 haftalık dönemi ağrısız geçir, yaşam niteliği artarsa ve kullandığı ağrı kesici miktarı azalırsa artık pil (jeneratör) cilt altına sürekli olarak yerleştirilebilir.
    • Omurilik pili daima steril koşulların sağlandığı ameliyathane koşullarında ve lokal anestezi altında takılır. Bunun için tel omuriliğe; pil de kasık kısmına gömülüp bırakılır. Cilt altında gömülü olan pili dışarıdan kumanda edilebilen harici bir alet bulunmaktadır. Pilin verdiği akımın şiddeti hasta tarafından ayarlanabilir. Omurilik pili tedavi boyunca devamlı olarak akım verir ve hasta bu akımı titreşim veya hissizlik olarak hisseder.

    Omurilik pillerinin bilhassa iyi seçilmiş vakalarda başarı seviyesi yüzde 90 civarındadır. Fakat çok maliyetli bir tekniktir.Omurilik pillerin ortalama ömrü aşağı yukarı beş yıldır. Omurilik pilleri, hastanın bedenine uyumsuzluk gösterirse ya da pilin gömüldüğü bölgede enfeksiyon gelişirse çıkarılmalıdır. Omurilik zarı çevresine konan kateter zaman içerisinde yerinden çıkabilir ya da yer değiştirebilir. Bu halde omurilik pilinin etkinliği bozulur, bunun gibi bir durumda yeniden yerleştirmesi şarttır. Bunların haricindeki bir başka yan etki de hastanın bedeninde elektriklenmeyi hissetmesidir. Bu elektriklenme duygusu hastalar tarafından hafif titreşim, nahoş bir his, iğnelenme ya da karıncalanma olarak tanımlanmaktadır. Omurilik pili takılan hastaların tedavi süresince bu duygulardan biriyle yaşamayı öğrenmesi şarttır. Omurilik pili takılı hastaların cep telefonu kullanmalarında bir sakınca yoktur. Güvenlik denetimi yapan cihazlardan geçebilirler.

    TETİK NOKTA ENJEKSİYONU
    Tetik nokta ağrısı, vücudumuzda kas gruplarında ya da onları saran kılıflarda gözlemlenen ve hassasiyet ile karakterize bir ağrı çeşididir. Halk arasında ‘kulunç ağrısı’ ve ‘yel ağrısı’ olarak isimlendirilir. Tetik nokta enjeksiyonu ise, adale ağrılarının tedavisinde belirli bir noktayı veya birkaç adaleyi tutmuş ağrılı bölgelere yapılan enjeksiyonlardır. Enjeksiyonlarda genellikle lokal anestetik, seçilir. En hassas nokta parmakla bulunup işaretlenir ve işaretli noktadan adalenin içerisine ince bir iğne ile girilerek lokal anestetik enjekte edilip işleme son verilir.

    Tetik nokta enjeksiyonunun yan etkileri yapıldığı bölgeye göre değişir. Mesala göğüs kafesi bölgesinde yapılıyorsa akciğer zarının delinme ihtimali bulunmaktadır. Bundan başka iğne yapılan her adalenin yakınında bir damar bulunabilir ve istemeden de olsa o bölgede bulunan damarın içerisine girilmesi delinmeye neden olabilir. Bu delinme sonucu adale içerisine kanama olabilir. Kullanılan ilaç istenmeden damar içerisine de verilebilir. Bunlar genelde olası ancak çok seyrek gözlemlenen yan etkilerdir. Deneyimli uzmanlar tarafından uygulandığında bu yan etkilerin görülme ihtimali yok denecek kadar azdır. Verilen ilaca göre tetik nokta enjeksiyonlarının 2-6 saat arasında değişen rahatlatıcı etkileri bulunmaktadır. Fakat adale ağrısı tekrar ortaya çıkabilir. Bu sebeple kimi zaman tetik nokta enjeksiyonlarının 3-7 gün ara ile tekrarlanması gerekli olabilir.

    İNTERKOSTAL SİNİR BLOĞU
    İnterkostal sinirler, bilhassa göğüs kafesini ve her bir kaburgayı ayrı ayrı uyaran sinirlerdir. İnterkostal sinir blokajında amaç göğüs kafesindeki kaburgalara giden sinirlerdeki iletimin durdurulmasıdır. Bilhassa kaburga boklarında hastanın her nefes alış verişinde kırık kemik uçları birbirine sürterek çok önemli ağrıya yol açar. Bu tip ağrıların tedavisinde interkostal sinir bloğu uygundur. Çoğunlukla ortalama 4-6 adet interkostal siniri bloke etmek gerektiği için işlemin uzun sürmesi ve ağrılı olması hasta için dezavantajdır. Bundan başka verilen lokal anestezikler en çok 6 ila 12 saat etkili olacağından günde iki kez uygulanır. Bu uygulamanın en büyük risk akciğer zarının delinme ihtimalinin yüksebiğidir. Bu sebeple interkostal sinir bloğunun çok elverişli ve seçilmiş hastalara yapılmasında fayda bulunmaktadır. Son günlerde seyrek olarak tercih edilmektedir. Zira akciğer zarının delinme ihtimali kötü bir yan etkidir. Böyle bir halde göğüs cerrahları tarafından akciğer içerisine özel bir tüp takılması şarttır. Bu, hastaneye yatırılarak takip gerektiren bir durumdur.
    İnterkostal sinir bloğu bilhassa;
    • Kaburga kırıklarında ağrının azaltılması için
    • Akciğer ameliyatı sonrası göğüste 3-6 ay zaman ile geçmeyen ağrılarda
    • Zona geçirip uzun zaman ağrı çeken hastalarda uygulanabilir.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONLARI
    Faset blok, boyundaki, sırttaki veya beldeki omurlar arasındaki eklemleri uyaran sinirlerde sinir iletisini durdurmayı amaçlayan bir işlemdir. Faset eklem enjeksiyonları genelde boyun, sırt ya da bel ağrısı yakınması ile gelen hastalara uygulanır. Bu hastalarda ağrı yalnızca sırtta ya da beldedir. Ayaklara veya kollara yayılmaz. Son günlerde daha fazla oturarak çalışanlarda ve araba kullananlarda gözlemlenen bir ağrıdır.

    Faset eklem enjeksiyonları ameliyathane koşullarında yapılır. Hastaya istenirse hafif bir sedasyon uygulanabilir. Faset eklem enjeksiyonları geçici ya da sürekli olarak yapılır. Önce lokal anestezikle geçici faset eklem enjeksiyonu yapılır. Geçici enjeksiyondan fayda gören hastalara da siniri yakma yöntemi (radyofrekans) ile sürekli faset eklem bloğu uygulanır. Kalıcı teknik ile blok yapılan hastalar genelde uzun zaman yarar görür. Fakat hastanın ağrısı 2-3 yıl sonra tekrar başlayabilir. Böyle bir halde ‘faset eklem enjeksiyonu’ tekrarlanabilir.

  2. Cevap: Geçmeyen Ağrı Tedavi Yöntemleri

    Çok işime yaradı bu bilgiler teşekkürler.

  3. Cevap: Geçmeyen Ağrı Tedavi Yöntemleri

    Elinize emeğinize sağlık gerçekten paylaşım için çok teşekkür ederim.

  4. Cevap: Geçmeyen Ağrı Tedavi Yöntemleri

    Bilgiler için teşekkürler.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Dişeti Çekilmesinde Alternatif Tedavi Yöntemleri
    By dMUSA in forum Dişeti Hastalıkları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06-10-17, 10:57
  2. Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 06-08-17, 10:45
  3. Kalçada ve Belde Geçmeyen Ağrı Neden Olur?
    By DrNilay in forum Ankilozan Spondilit
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-03-17, 13:26
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-10-17, 11:29
  5. Fibromiyalji Tedavi Yöntemleri
    By gokhan in forum Fibromiyalji Ve Tedavisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-10-16, 13:07
Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.