+ Yorum / Mesaj Ekle
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Algoloji Nedir? Algolog Kime Denir?

  1. Algoloji Nedir? Algolog Kime Denir?

    Algoloji Nedir?
    Algoloji; ağrı kaynağı olabilecek sebepleri inceleyen, bunları fizik muayene, radyolojik ve elektriksel teşhis teknikleriyle (EMG) ortaya koyan, teşhis konduktan sonra ağrı kaynağını ve ağrıyı ilaçlarla ve girişimsel yöntemlerle tedavi eden, gereğinde ağrı kaynaklarının teşhisi ya da tedavisi için hastaları diğer disiplinlere yönlendiren bilimdir. Algoloji bilimi, uzamış yani süreğenleşmiş ağrı ve tedavisinde özelleşmiştir.
    İsim:  algolog.jpg
Görüntüleme: 714
Büyüklük:  19.2 KB (Kilobyte)

    Ağrı denildiğinde, çoğunluğun algıladığı gibi yalnızca sızlama, zonklama şeklindeki ağrı düşünülmemelidir. Hastaların büyük bir bölümü bazen yanma, acıma, karıncalanma, uyuşma, soğuma biçiminde şikayetler ile (ki bu tanımlamalar da ağrı şikayetine girer) ağrı kli-iliklerine başvurmaktadırlar. Uzun soluklu ağrı şikayetleri, sosyal ve psikolojik sorunları de birlikte getirir. Bu noktada ağrı dışı yakınmalar de algolojinin değerlendirme, tedavi ve yönlendirme alanına girer. Bu tür yakınmaları olan hastalar ağrı bilim dalı tarafından ayrıntılı araştırılmaya ve çözümlenmeye ihtiyaç duyarlar.

    Algoloji uzmanı veya algolog kime adı verilir?
    Algolog olabilmek için; tıp fakültesini bitirdikten sonra anestezi- yoloji, nöroloji ve fizik tedavi ana bilim dallarından birisinde uzmanlık eğitimi almış hekimlerin, iki yıllık ‘algoloji’ yan dal uzmanlık eğitimini tamamlamış olması gereklidir. Fakat birçok tıp dalında olduğu gibi algolojide de yan dal uzmanlık belgesini almak bu tecrübesi kazanmış olmak sonucunun çıkarılabileceğini göstermez. Uzmanlık eğitimi sonrası Türk Algoloji (Ağrı) Derneğinin hazırlamış olduğu geliştirici eğitim toplantılarına katılarak bilgi, beceri ve deneyimlerini arttırmalıdırlar.

    Ağrı tedavisinde birçok girişimsel teknik uygulanmaktadır. Bu uygulamaları yetkin bir biçimde yapabilmek için iki yıllık eğitim maalesef yeterli olmamaktadır. Türk Algoloji (Ağrı) Derneği olarak, yeni algologlarımızın mecburi hizmetlerini, alt yapı donanımı yeterli kurumlarda yaparak en azından iki yıl daha deneyimlerini arttırmalarını, gene bu maksatla tüm mezuniyet sonrası eğitim uygulamalarına katılımlarını desteklemekteyiz. Zira sözü edilen girişimler oldukça deneyim gerektiren, komplikasyon riski yüksek tedavilerdir. İki yıllık bir eğitimle bu girişimleri rahatça yapabilecek bir deneyime ulaşabilmek gerçekten çok güçtür. Algoloji uzmanı olan hekimlerin başka doktorlar gibi yaşam boyu kendilerini geliştirmeleri gereklidir.

    Ağrı tedavisi ile ilgili hem teknolojiler yenilenmekte hem de her hasta bir diğerinden çok farklılık göstermiştir. Herkesin yaşam niteliği kavramından beklentisi de farklıdır. Ağrı tedavisinin değerlendirilmesinde hastanın ağrısının geçtiğini söylemesi yeterli bir ölçüt değildir. En basit biçimde, hastanın ağrısını 10 üzerinden değerlendirdiğimiz parametre, yaşam niteliğini ölçen ağrı sorgulama formlarındaki 30 sorudan sadece bir tanesidir.

    Burada uyku düzeni, iştah, işe dönmek, cinsel etkinlik, aile içindeki durum gibi yaşam niteliğini belirleyen birçok etken ele alınmaktadır. Mesala bir futbolcu ile evdeki bir anneannenin yaşam niteliği aynı skala ile değerlendirilemez. Bu sebeple her ikisine uygulanacak tedavi tekniği de aynı olamaz. İkisinin de ağrısı 10 üzerinden 5’e inebilir ama birisinin yaşam niteliği yüzde 50’yi, diğe- rininki yüzde 20’yi gelişme olarak kaydeder. Zira futbolcu aktarma olmayı, anneanne ise yalnızca mutfakta çorbasını yapıp kendiliğinden yetebilmeyi beklemektedir. Bu sebeple ağrı tedavisi şahsa özel değerlendirme ve tedavi gerektiren bir süreçtir.

    Ağrı Tedavisi
    Algoloji, kansere ilişkin ağrıların ve kanser dışı süreğen ağrıların teşhis ve tedavileriyle ilgilenir. Kanser ağrılarına, kanser hastalığını geçirmiş, iyileşmiş ancak buna karşın kanser tedavisine ilişkin ikincil ağrıları olan hastalar da dahildir. Mesala kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarının yarattığı genelleşmiş yanma, sızlama, acıma biçiminde ortaya çıkan ‘nöropatik ağrılar’ bu gruba girer.

    Bir başka örnek ise radyoterapi tedavisinden meydana gelen sinir dokusu hasarlarına ilişkin ağrılardır. Bu gruba giren hastalarda yanıcı, elektrik çarpması ya da karıncalanma şeklindeki nöropatik ağrılar olur. Hastalardaki ilerleyici aktif kanser esnasında ortaya çıkan kuvvetli ağrılar da gene algolojinin ileri düzey tedavisini gerektirir. Algolojinin tedavi ettiği hasta gruplarında kanser dışı ağrılar da oldukça geniş yer tutar. Bu gruba giren en önemli ağrıları şu şekilde sıralamak mümkün olabilir:
    • Baş ağrıları
    • Fıtığa ilişkin boyun, omuz, kol ağrıları
    • Bel fıtığına ilişkin ağrılar
    • Omurga darlığına ilişkin ağrılar
    • Eklem ağrıları
    • Omuz kavşağındaki ekleme ilişkin kasların yırtılması, zedelenmesi ile ortaya çıkan ağrılar
    • El bileği ile el parmaklarındaki eklem, tendon hasarlarına ilişkin ağrılar
    • ‘Fibromiyalji’ (genelleşmiş kas kasılmasına ilişkin ağrılar)
    • Halk arasında ‘zona ağrısı denen ağrılar
    • Yüzde elektrik çarpması gibi ortaya çıkan trigeminal nevralji ağrıları
    • Göğüs ağrısı
    • Nedeni hakkında fazla bilginin olmadığı karın ağrısı
    • Omurgadan ve fıtıktan meydana gelen bel ve bacak ağrıları
    • Şeker hastalığına ilişkin ayaklarda meydana gelen yanma, sızlama şeklindeki nöropatik ağrılar
    • Damar tıkanıklığına ilişkin bacak ağrıları.

    KULLANILAN YÖNTEMLER
    Doğru ağrı tedavisinde prensip olarak, kanser veya kanser dışı bütün ağrılar ilk önce ilaçla tedavi edilir. Dünya Sağlık Teşkilatının 1985 yılında yayınladığı ‘Kanser Ağrı Tedavisinin Protokolü’ ile gündemi meşgul eden ‘basamak tedavisi’ yıllar içinde kendisini başarılı bir şekilde kanıtladığından artık kanser dışı ağrılarda da etkin ve sıklıkla kullanılır.

    Bu medikal (ilaç) tedavide ilk önce reçeteye tabi olmayan, basit ağrı kesici ilaçlar ve hastanın eşlik eden uykusuzluk, iştahsızlık, depresyon gibi ağrıya yandaş yakınmaları için en önemli vazifeleri ağrı kesici olmayan yardımcı (adjuvan) ilaçlar kullanılmaktadır. Basit ağrı kesiciler ile etkin tedavi, kesinlikle hekim değerlendirmesi ile elverişli seçeneklerin, gün içerisine uygun dağılımına dikkat edilerek hastaya özel verilmesi ile sağlanabilir.

    Hastanın eşlik eden şikayetine göre yardımcı ilaçlar değişir. Örneğin uykusuzluk yakınması olan hastalara uykuya destek veren ilaçlar verilirken, kilo kaybı olan hastalarda protein desteği yapacak ilaçlar seçilir. Bilhassa süreğen ağrı-depresyon döngüsünü kırmak üzere antidepresanlar anksiyolitikler (sakinleştiriciler) gibi yardımcı (adjuvan) ilaçlardan kesinlikle destek sağlanır. Birinci basmak basit ağrı kesiciler grubundan yarar görmeyen ya da kısa dönem fayda gören hastalarda, ikinci basamak ilaçlara yani zayıf- morfin türevi ilaçlara geçilir.

    Morfin türevi ilaçları doğru kullanmak deneyim gerektirir. Zayıf morfın türevi ilaçlar yalnız başlarına değil kesinlikle yine basit ağrı kesiciler ve yardımcı (adjuvan) ilaçlar ile beraber kullanılmaktadır. Bu grup ilaçtan yarar görmeyen ya da bir dönem yarar görüp de daha sonra etkisini yitiren hastalarda güçlü morfın türevi ilaçlara geçilir.

    Ülkemizde maalesef çok fazla zayıf veya güçlü morfin türevi ilaç uygulama ihtimali yoktur. Oysa doğru kullanıldıklarında hastanın ağrısını etkin ve etkin biçimde kesmekte, yaşam kalitesini önemli biçimde arttırmaktadır. Buna karşın, ilaçlarin ‘morfin benzeri’ ismiyle anılmaları hastalarda ve bu hususta ehil olmayan hekimlerde bağımlılık kaygısı yarattığından genelleşmiş kullanımlarını önlemektedir. Doğru hastada doğru ilaç ve dozun seçilmesi, tedavi sürecine ehil doktorlar ile girilmesi toplumda kaygı yaratan hiçbir soruna neden olmamaktadır. Kanser dışı hastaların tedavisinde kullanılan morfin benzeri ilaçlarda örnek olarak bel, boyun, baş ağrısı hastalarında yüksek dozlara çıkılmaz. Zira bunlarda öncelik, girişimsel yöntemlerle tedavidir.

    Pankreas, rahim ve mide gibi belirli kanser türlerinde, ağrılı bölgenin sinir iletisini bloke etmeye yönelik işlemlerinden etkin sonuçlar alınmaktadır. Benzer biçimde yüksek doz morfin türevi ilaç kullanan hastalarda omurga içerisine morfin pompası ve benzer ilaç uygulama (port-pompa implantasyon) sistemlerinin yerleştirilmesi girişimsel olarak yapılan ve hem hasta hem de doktor için yüz güldürücü sonuçlar veren yöntemlerdir.

    Ağrı tedavi basamağının rastgele kısmında sinir blokları yani ilgili siniri yakma, devre dışı bırakma işlemleri, ileri dönemlerde ise ağrı pompaları/morfin pompalarının yerleştirilmesi; gerek kanser, gerekse kanser olmayan hastalarda tedavi seçenekleri arasında oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Kanser dışı ağrılarda; bilhassa boyun, bel fıtığı gibi spinal kaynaklı ağrılarda ilgili bölgeye uygulanan enjeksiyonlar ve/ya da radyofrekans tedavisi oldukça pozitif sonuçlar vermektedir. Bu tür işlemlerin kesinlikle steril ameliyathane şartlarında, görüntüleme altında ve ehil eller yani algoloji’ yan dal belgesine sahip kişiler tarafından uygulanması gereklidir. Aksi taktirde söz konusu işlemler komplikasyonlar ile sonuca erer.

    AĞRI KLİNİĞİ
    İdeal bir algoloji kliniğinde hem poliklinik hizmetleri verilmeli, hem de yataklı klinik şartları ortaya çıakrılmalıdır. Girişimlerin uygulanacağı steril bir ameliyathane kesinlikle olmalıdır. Bu steril ameliyathanede aktif çalışan bir anestezi cihazı, monitör ile acil şartlara elverişli düzenek, radyolojik görüntüleme cihazı olan floroskopi gibi cihazlar yer almalıdır. Görüntüleme yani floroskopi olmadan girişimsel yöntemlerin yapılması hiçbir biçimde kabul edilmemektedir. Bununla beraber cerrahi operasyon sonrasındaki yakın zamanlarda bir komplikasyon geliştiğinde gece hastanın yatabileceği bir yataklı servis, bu servisi döndürecek hemşire ve bir personel gibi ekip olması, gereğinde bir nöbetçi hekimin bulunması en uygun olandır.

    ALGOLOJİ UZMANI
    • Bir algoloji uzmanına ne tür durumlarda, ne zaman başvurulmalıdır?
    Bir algoloji uzmanına müracaat etmek için kişinin aşağıdaki yakınmalarının olması gerekir:
    • Altı aydan fazla süren baş ağrısı
    • Altı aydan fazla süren yüz ağrısı
    • Yüzün bir yarısında elektrik çarpması, yanma, acıma hissi
    • Boyundan omuza ve kola vuran ağrı
    • Belde yatakta sağa sola dönerken ağrı
    • Belden bacağa doğru yayılan ağrı
    • Kanser tedavisi esnasında ortaya çıkan ağrı
    • Kanser tedavisi sonrasında ikincil gelişmiş problemlere ilişkin ağrı
    • Şeker hastalığına ilişkin el ve ayaklarda yanma, acıma, uyuşma, soğuma hissi
    • Damar hastalığına bağlı, ellerdeki ve ayaklardaki ağrılar
    • Bel fıtığı veya kasık fıtığına ilişkin ağrılar
    • Akciğer ameliyatı sonrasında göğüs ağrısı
    • Meme operasyonu sonrasında ameliyat yerindeki ağrı
    • Vücudun herhangi bir yerinde ameliyat yerinin ağrısı
    • Bel ameliyatından sonra bel ağrısı şikayetinin devam etmesi.

    Hem algoloji kliniklerinin, hem de algoloji uzmanlarının Türkiyede yeterli sayıda olmaması hastaların ağrı tedavisine ulaşmalarım zorlaştırmaktadır. Devlet hastanelerinde ağrı klinikleri yok denecek kadar azdır. İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerdeki devlet hastanelerinden yalnızca birkaçında ağrı kliniği vardır. Özel hastanelerdeki durum da diğer değildir. Ağrı klinikleri daha fazla üniversite hastanelerinin içeriğinde hizmet vermektedir. Özel üniversitelerdeki ağrı ile ilgili bölümler de sınırlı sayıdadır. Hastalar yanlış tedavilere maruz kalmamak için doğru doktora ulaşmaya özen göstermelidirler. Zira ağrı doktoru olmadan, hatta doktor dahi olmadan ağrı tedavisi uygulayan piyasada çok kişi bulunmaktadır.

    Bu kişilerin uyguladıkları yanlış tedavilerin sonunda kırık, çıkık, yara gibi sorunlarla karşılaşan, hatta bizim dahi tedavi edemeyeceğimiz boyutlarda sağlığı hasar gören oldukça fazla hastayla karşılaşmaktayız. Toplumun bilgilendirilmesi konusu ile ilgili derneklere de büyük iş düşmektedir. Ağrı tedavisi konusu ile ilgili farkındalık oluşturmak için hasta eğitimine de önem verilmelidir. Bilinçli ve bilgi sahibi hekimler olarak hasta eğitimine zaman ayırırsak hastalar uzman olmayan kişiler tarafından yanlış bilgilerle kandırılmaz.

    Yayınlarla ve medyada yer alarak doğru bilgilerle hastaları yönlendirebiliriz. Hastalar da imkan dahilinde olduğu kadar üniversitelerdeki ağrı merkezlerine gitmeli; şişe çektirip, sülük yapıştırtıp, yanlış ve yersiz iğne uygulamalarını yaptırmamayı yani kendilerine hasar verdirmemeyi öğrenmelidirler. Dikkat edilmesi gerekli olan bir başka önemli nokta da, televizyonlarda reklamı yapılan geçerliliği kanıtlanmamış ürün, teknik ve yerlerden uzak durulmasıdır.

    Türkiye’de algoloji uzmanı sayısı dünyaya göre çok azdır. Yan dal uzmanlık eğitimi verilmeye başlandığında bu sayının artacağı umuluyordu. Ama şimdi öngözlemlenen politikada algoloji dallarının büyümesi çok planlanmış gibi gözükmemektedir. Algolog sayısının az olması sebebiyle halka ağrı tedavisi konusu ile ilgili yeterli hizmet verilememekte, tıp fakültelerinde çok büyük bir yığılma olmaktadır. Bugün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde iki profesör birebir poliklinikte hizmet vermektedir. Mesala Orhangazi, Antalya gibi başka kentlerdeki tıp fakültelerinde ise tek professor, hastalara bakmaktadır. Buralardaki algoloji uzmanları yoğunluk sebebiyle kanser hastalarına dahi hizmet veremeyecek noktaya gelmiştir. Hastaların, hasta yakınlarının da konu ile ilgili isteklerini ve ihtiyaçlarını dile getirmeleri belki çözüme katkıda bulunabilir.

    Ülkemizdeki algoloji uzmanı sayısının azlığına rağmen nitelik olarak dünya standartlarının da üstünde olduğumuzu bilhassa vurgulamak isterim. Algoloji hekimleri uygulanan tedavinin kaliteyi bakımından Avrupa’daki ve dünyadaki birçok hekimden çok daha yetkindir. Zira Türkiye’deki algoloji uzmanları, doktor başına düşen hasta sayısının çokluğu sebebiyle başka ülkelerdeki meslektaşlarından daha fazla teşebbüs yaparlar.

    Deneyim, öngörü, klinik performans ve yenilikleri takip açısından, algoloji biliminde ve uygulamasında Türk hekimleri oldukça başarılı ve özverilidir. Diğer taraftan algoloji alanında devletin desteği, alt yapı donanımı ve her evredeki kadrolar konusu ile ilgili sıkıntılar da vardır. Bu sıkıntılar algoloji uzmanlarının yükünü arttırmakla kalmayıp, ağrı hastalarının doğru doktora ulaşmasını önlemekte, şifacılara başvurup hasar görmelerine yol açmaktadır.

  2. Cevap: Algoloji Nedir? Algolog Kime Denir?

    Algoloji (ağrı) nedir?

    Acının çığlıdır. Aklımız ermeye, farkındalığımız artmaya başladıkça kendimizin ifade ettiği hoş olmayan bu duygu çocuklukta ağlayarak bize yansır. Tarihi insanoğlunun varlığı ile eşzamanlıdır. ALGOLOJİ (Ağrı Bilimi) ülkemizde diğer tıp branşları ile karşılaştırıldığında yeni bir bilimdir. Akut ya da ivedi ağrı; vücudun bir yerinde ortaya çıkan bir bozukluğun alarmı ve habercisidir. Kronik ağrı ise hastalıktır. Algoloji biliminin amacı, kronik ağrı nedeni ile kişinin kaybettiği “Yaşam Kalitesi”ni geri kazandırmaktır.

  3. Cevap: Algoloji Nedir? Algolog Kime Denir?

    Bilgiler için teşekkürler.

  4. Cevap: Algoloji Nedir? Algolog Kime Denir?

    Bilgiler için çok teşekkür ederim.

  5. Cevap: Algoloji Nedir? Algolog Kime Denir?

    Bu bilgiler çok işime yaradı teşekkürler.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06-20-18, 08:40
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-24-17, 13:49
  3. Karaciğer Biyopsisi Kime, Niçin Yapılır?
    By DrNilay in forum Enfeksiyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-30-17, 12:47
Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.