+ Yorum / Mesaj Ekle
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Çocuklarda Anestezi (Narkoz) Riskli midir?

  1. Çocuklarda Anestezi (Narkoz) Riskli midir?

    İsim:  çocuk narkoz.jpg
Görüntüleme: 6394
Büyüklük:  9.0 KB (Kilobyte)Oldukça fazla halde çocuklara anestezi verilmesi gerekli olabilir. Hem de yeni doğan bebeklerde bu gereksinim acil olarak ortaya çıkar. Bağırsakların ve midenin dışarıda olması ya da yemek borusunun bulunmaması gibi farklı doğumsal anomalilerle dünyaya gelen bebeklerin acilen ameliyat edilmeleri şarttır. Bu tür anomalilerin imkan dahilinde olan en hızlıca cerrahi ile tedavi edilmemesi ise bebeğin kaybedilmesine neden olabilir. Daha büyük çocuklarda ise yine doğumsal anomaliler veya fıtık gibi hastalıklar ya da acil olaylar sebebiyle yapılan ameliyatlarda anesteziye gereksinim duyulur. Çocukların bundan başka muayene ve teşhis işlemleri esnasında da derin bir anesteziye gereksinimleri olabilmektir.

    Mesala mide bağırsak sisteminin incelenmesi için endoskopi yapılacak ya da kalp kateterizasyonu uygulanacak çocukların uyutulmaları şarttır. Bunların haricinde görüntüleme teknikleriyle yapılan kimi tedaviler veya MR, tomografi gibi tanı teknikleri esnasında da çocukların hareketsiz kalmalarını sağlamak için anesteziye gereksinim olmaktadır.

    Deneyimli pediatrik anestezistler tarafından çocuklarda hem genel, hem bölgesel (rejyonal) anestezi rahatça uygulanabilmektedir. Fakat bölgesel anestezinin kesinlikle genel anesteziyle beraber kullanılmasında fayda bulunmaktadır. Zira uyanık bir çocukta yalnızca bölgesel anestezinin uygulanması daha riskli olabilmektedir. Bu bakış biçimi dünyadaki bütün pediatrik anestezi uzmanları tarafından kabul edilmiştir. Rejyonal anestezi uygulanan çocuk, bundan dolayı hem daha az anestezik ilaç almış olur; hem de ameliyat sonrasında ağrısız bir biçimde uyandırılabilir. Bölgesel anestezinin genel anesteziyle beraber uygulanması yalnızca çocuğun ağrısı yönünden değil, ameliyatın gidişatı, ameliyat sonrası yan etkilerin az olması, yani çocuğun sağlığı aynı zamanda annenin ve babanın psikolojisi yönünden da oldukça önemlidir.

    Hangi anestezi tekniğinin seçileceği çocuğun sağlık durumu ve geçireceği ameliyat ile yakından ilgilidir. Elbette bundan önce, anestezi uzmanı hastasını görüp değerlendirerek sağlık durumunun analizini yapmalıdır. Sonrasında ise, çocuğun yaşı küçükse annesi ve babasıyla görüşüp, anestezi tekniği konusu ile ilgili kararı beraber vermelidirler.

    ANESTEZİ ÖNCESİ AÇLIĞIN ÖNEMİ
    Anestezi alacak her hastanın midesi boş olmalıdır. Buna çocuklar da dahildir. Zira mide içeriğinin akciğerlere kaçma riski ve önemli bir sağlık sorunu yaratma ihtimali bulunmaktadır. Bu risk bilhassa anestezi uygulamasına başlarken ve bitirirken daha yüksektir. Bundan dolayı açlık oldukça önemlidir fakat hasta sıvı alımından uzun zaman yoksun bırakılmamalıdır. Sıvı azlığı tansiyonun düşmesine ve kalbin etkilenmesine neden olabilir. Bundan başka ilaçlara yanıtlarda farklılaşma söz konusu olabilir. Tüm bu sebeplerle imkan dahilinde olan en kısa açlık süresi önerilmektedir. Fakat yürüyen, konuşan, hareket eden bir çocuğun; annesi ya da hemşire farketmeden ağzına gizlice bir şeyler atması söz konusu olabilir. Anestezi uzmanları bu ihtimali sürekli göz önünde tutmak halindedır. Bu sebeple çocuk anestezisinde hastalar hep kısmen mideleri doluymuş gibi değerlendirilir. Şayet, bunun gibi bir kuşku varsa mide boşalmasını hızlandıracak ilaçlar yapılabilir. Hafif bir sedasyon verildikten sonra gerek görülürse çocuğun midesi boşaltılır. Çocuğun kusması durumunda mide içeriğini akciğerlere kaçmadan aspire edip dışarıya alacak önlemler alınır. Hastanın soluk yollarına tüp yerleştirilirken de kimi özel teknikler kullanılmaktadır.

    KAÇ SAATLİK AÇLIK GEREKİR?
    Anestezi öncesi açlık süresi anne sütü alan bir çocukta dört; mama ile beslenen bir çocukta ise altı saattir. Katı yiyeceklerle beslenmeye geçen çocukların ise altı-sekiz saat aç kalmaları gereklidir. Fakat bu zaman çocuk hastalar yönünden çok uzun olduğundan, operasyondan iki saat önce açık çay, ıhlamur, elma suyu gibi bakıldığında arkası görünen berrak sıvılar verilerek açlık ve susuzluk hisleri giderilmelidir. Çocuklara ameliyat öncesindeki hazırlık sürecinde süt, ayran, portakal, kayısı veya şeftali suyu gibi sıvılar mutlaka içirilmemelidir.

    Çocuğun daha az zaman aç kalması için ameliyat saati bir gün eskiden zorunlu olmadıkça netleştirilmelidir.Acil hastalarda ise durum farklıdır. Kanama ile gelen bir hastanın midesinin boşalması beklenemez. Kusmaması ya da mide içeriğinin ameliyat esnasında yemek borusuna geri gelmemesi için tedbir alınarak mide içeriğinin akciğerlere kaçması önlenir. Mide çıkışını engel olan kimi hastalıkların ameliyatlarında da hastanın midesi dolu kabul edilir ve ona göre önlem alınır.

    AMELİYATIN ERTELENMESİNİ GEREKTİREN DURUMLAR
    Ağır grip geçiren, yüksek ateşli, burnunda iltihaplı salgıları ve önemli öksürüğü olan çocukların ameliyatları şayet acil değilse ertelenir. Bu zaman kimi zaman bir haftadır, kimi zaman de birkaç haftayı bulabilir. Mesala enfeksiyonun alt solunum yollarına yani akciğere indiği durumlarda ameliyat birkaç hafta sonra yapılır. Fakat çocuğun hafif bir burun akıntısı varsa, kırıklığı yoksa, neşesi beslenmesi yerinde ise ameliyatın ertelenmesi gerekli değildir.

    Elbette, bunda ameliyatın özelliği de önemlidir; fıtık, sünnet, inmemiş testis gibi günübirlik ameliyatlarda hafif bir burun akıntısı operasyona mani teşkil etmez. Ağır bir grip geçirmekte olan bir çocuk ameliyata alınırsa operasyon esnasında bir komplikasyon gelişebilir ya da bu durum anestezi ile ilgili komplikasyonların daha ağır geçmesine neden olabilir. Bilhassa bronş spazmı ve solunum komplikasyonları gözlenebilir.

    ŞEKER, KALP VE ASTIM HASTASI ÇOCUKLARDA ANESTEZİ
    Çocukluk çağındaki hastaların kullandıkları ilaçlar genelde anestezi öncesinde kesilmez. Sadece pıhtılaşmayı önleyici ilaçların değişimi söz konusudur. Süreğen hastalığı olan çocuklar, sağlıkları en iyi duruma getirildikten sonra ameliyata alınırlar. Mesala astım hastası bir çocukta solunumun çok hırıltılı olması ve astım krizi ameliyata mani olur. Bu haldeki bir çocuk yalnız tedavi edildikten sonra ameliyat edilebilir.

    Cerrahi müdahalenin yapılabilmesi için çocuk hem bronş genişletici ilaçları kullanıyor olmalı, hem de kan seviyesi yeterli olmalıdır. Hatta kimi vakalarda kortizona başlanması gerekli olabilir. Çocuk birkaç gün kortizon aldıktan sonra ameliyata alınır. Buradaki amaç, süreğen hastalığın kontrol edilebilir halde olmasıdır. Herhangi bir sebeple alerji geçirmiş; bedeninde döküntüler, kabartılar olan çocuklar da ameliyat olamazlar. Fakat alerjik tabloları geçip, doktorlar tarafından gerekli olan değerlendirmeler yapıldıktan sonra ameliyata alınırlar.

    Anestezi öncesi istenen testler çocuğun geçireceği ameliyatın büyüklüğüne ve sahip olduğu hastalıklarına göre değişiklik göstermektedir. Kimi örnekler vermek gerek görülürse; çocuklarda fıtık, inmemiş testis ameliyatı gibi günübirlik cerrahilerde yalnızca kan sayımına ve kanama pıhtılaşma değerlerine bakılmaktadır.

    Damak yarığı, bademcik, beyin ameliyatı gibi operasyonlarda ise kanama pıhtılaşma testleri oldukça önemlidir. Zira kanama pıhtılaşma fonksiyon bozukluğu, hem ameliyatın seyrini, hem de anesteziyi istemeyen bir şekilde etkileyebilir. Çocuk böbrek hastası ise böbreğin filtre edebilme yeteneğini görmek için elektrolit, üre ve kreatinine bakılır. Mesala idrar söktürücü ilaç kullanan kalp hastası bir çocuğun elektrolitlerinin değerlendirilmesi anestezi ile ilgili önemli bir noktadır. Süreğen akciğer hastalığı olan ve büyük ameliyat geçirecek çocuklardan ise kesinlikle akciğer filmi istenir.

    ÇOCUĞUNUZUN SAĞLIK ÖYKÜSÜNÜ EKSİKSİZ PAYLAŞIN!
    Hekimler, ameliyat ve anestezi esnasında çocuğun hayatını emanet almakta ve yaşamsal birçok operasyon yapmaktadırlar. İşte bu nedenle anesteziyi ve ameliyatı etkileyebilecek her detaya hakim olmaları oldukça önemli bir konudur. Aileler çocuklarının sağlık hikayeleri hakkında önemsiz gördükleri en küçük detayı dahi hekimleriyle paylaşmalıdırlar. Çocuklarının önceden geçirdiği ameliyatlar, kullandığı ilaçlar, ameliyat olacağı hastalığının dışında diğer yandaş sağlık sorununun olup olmadığı, ailede önemli bir hastalık varlığı gibi konularda hekimleri bilgilendirmek ailelerin hem hakkı, hem de görevidir.

    ÇOCUĞA AMELİYAT OLACAĞI SÖYLENMELİ Mİ?
    Şayet anlayabileceği yaştaysa çocuğa ameliyat olacağının söylenmesinde faydalıdır. Çocuğun operasyona psikolojik olarak hazırlanması için bu bilginin operasyondan bir gün önce verilmesi yeterli olacaktır. Ameliyat geçireceğini daha erken zamanlarda öğrenen bir çocukta bu durum stres oluşturabilir.

    Altı aydan okul çağına kadar olan çocuklar anneden babadan ayrılma korkusu yaşarlar. Okul çağı sonrasında ise çocuklar anne ve babalarından ayrılmayı değil de ameliyatı dert ederler. Kendilerine ve organlarına herhangi bir şey olacağını konusu ile ilgili endişe yaşarlar. Bundan dolayı çocuğun yaşının psikolojisine elverişli davranış şekli geliştirilmelidir.

    ÇOCUKLARDA ANESTEZİYE PSİKOLOJİK HAZIRLIK
    Bu hususta ailelerin dikkat etmesi gerekli olanları şu şekilde sıralayabiliriz:
    • Çocuklarına ameliyat önerilen aileler önce kendilerini ikna etmeliler. Zira ebeveynlerin psikolojik olarak ameliyata hazır olmamaları çocuklarını da istemeyen bir şekilde etkilemektedir.
    • Aileler cerrahla ve anestezi uzmanıyla yanlarında çocukları olmadan baş başa görüşmeliler. Ameliyata ve anestezi sürecine dair merak ettiklerini çocukların yanında doktora yöneltmemeliler. Böylece endişelerini, korkularını çocuklarına transfer etmiş olurlar.
    • Ailelerin dikkat etmesi gerekli olan bir başka nokta da; ameliyata ve anesteziye dair çocuklarına hiçbir zaman yanlış bilgi vermemektir.
    Zira ailenin çocuğa yalan söylemesi ameliyat sürecinde ve sonrasında çocuklar üzerinde negatif etki yapmaktadır.
    • Ameliyatla ve anestezi ile ilgili çocuğa açıklama yaparken onu korkutacak her kelimeden kaçınmalılar.
    • Geçireceği ameliyat ile ilgili bilgiler çocuğun yaşma göre anlayabileceği biçimde kolayca anlatılmalıdır.
    • Anne ve babanın pozitif bir yaklaşımda olması çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır. Aksine anne babanın çocuğun bu işten hasar görüp görmeyeceği, ameliyat sonrası ağrısının çok mu olacağı ve buna benzer biçimdeki soruları ve ebeveynin ağlaması gibi endişe duygularının aktarılma biçimi çocukta da endişe uyandırmaktadır.

    AMELİYAT KORKUSU
    Altı aylıktan küçük çocuklar anne ve babadan ayrılmayı daha algılamadıklarından herhangi bir psikolojik travmaya maruz kalmazlar. Az önce de açıkladığım gibi, anneden ayrılma korkusu altı aydan itibaren başlayıp okul çağma kadar devam eder. Çocuklar ameliyat ve anestezi travmasını ise okul çağından sonra yaşamaktadırlar. Ameliyat esnasında uyanık olmaktan ve ameliyatı hissetmekten korktukları için çocuklarla operasyon öncesinde kesinlikle görüşülüp güvenleri kazanılmalıdır. Bu görüşme esnasında ortak nokta yakalayabilmek için kimi zaman oyuncakları ile ilgili sohbet başlatılır, kimi zaman maçtan veya tuttuğu takımdan konuşularak bir arkadaşlık temin edilir. Böylece çocuğun güven duyması sağlandıktan sonra basit cümlelerle olacaklar anlatılır.

    Canının yanmayacağına, uyuyuncaya kadar hep el ele olunacağına ikna edilir.Bunların yanı sıra psikolojik yapısına elverişli olarak çocuğa operasyondan önce bir takım ilaçlar verilmesi de mümkün olabilir. Bu ilaçlar burun veya ağız yoluyla verilebildiği gibi, büyük ameliyat geçirecek çocuklarda şayet damar yolu varsa bu şekilde da uygulanabilmektedir.

    Genellikle operasyondan yarım saat kadar önce ağrı kesici şurup içinde çocuğa verilen sakinleştirici aşağı yukarı 20 dakika sonra etkisini göstermeye başlar. Çocuk, çevreye karşı ilgisinin azaldığı ve hafif uykusunun geldiği aşamadan itibaren olanları ameliyat sonrasında genelde (ilaç dozu ve zamanı iyi ayarlanırsa) hatırlamamaktadır. İşte bu zamanlarda çocuk ameliyata alınır. Bu tür ilaçlar oldukça dikkatle kullanılmalıdır. Bilhassa bütün sistemleri hasta bir çocukta, bu ilaçların fazla kaçması solunum sisteminin ve kalp damar sisteminin depresyonuna neden olabilir.

    Anne ve babaların çocuklarının ameliyatlarını takip etmeleri hiçbir zaman elverişli görülmemektedir. Kimi ülkelerde ailelere, uyuyana kadar çocuklarının yanında olmalarına izin verilmektedir. Fakat yapılan kimi çalışmalar bunun çocuk yönünden pek de faydalı olmadığını göstermektedir. Aileler bazen bu hususta ısrarcı olmaktadırlar fakat çocuklarının hareketlerinden etkilenerek tansiyonu düşüp bayılan ebeveynlere dahi rastlanmaktadır. Böyle bir halde ameliyat ekibi çocuktan önce anne veya baba ile ilgilenmek mecburiyetinde kalmaktadır. Ya da ameliyathane ortamına alışık olmayan ailelerin davranışları oradaki tıbbi kuralları bozmaktadır. Bu ve diğer sebeplerle anne ve babaların ameliyata girmesine izin verilmemektedir.

    ÇOCUKLARDA GENEL ANESTEZİ
    Büyük bir ameliyat olacaksa ve çocuk yattığı servisten getiriliyorsa genelde damar yolu açılmış olur. Ameliyathaneye gelene kadar olan bölümü algılamasın ve heyecanlanmasın diye çocuğa damar yoluyla sakinleştirici ilaç verilir. Ameliyathaneye geldiği zaman ise hayati değişkenlerini takip etmek için elektrokardiyografi ve tansiyon aleti, ciltten oksijen ölçen alet çocuğa bağlanır. Çocuk böylelikle monitörden izlenmeye başlanır ve sonrasında bilincini kaybettiren ilaç verilir. Sonra gene damar yolundan kas gevşetici ilaç yapılır ve maske tekniğiyle yapay solunum başlatılır. Soluk yollarına yerleştirilen tüp, anestezi makinesiyle birleştirilir.

    Anestezi makinesinden istenilen gaz miktarları ve oksijen ayarlanır. Çocuğun bütün solunum ve kalp damar sistemi değerleri monitörde izlenmeye başlanır. Hastaya giren-çıkan oksijen, uyutucu ilaçların miktarları ile akciğerlerden çıkan karbondioksit miktarı anbean takip edilir. Hastanın tansiyonu ve ısısı izlemeye alınır. Büyük ameliyatlarda atar damar içerisine konulan özel bir katater vasıtasıyla atardamar sistemi içindeki basınç yani tansiyon her saniye gözlemlenir. Hasta monitörden devamlı olarak izlenerek durumu ile ilgili yorumlar yapılıp kararlar alınır, ilaçlar ve sıvılar ayarlanır, lüzumlu farklılıklar yapılır. Şayet aynı zamanda bölgesel anestezi de yapılacaksa, çocuğun bilinci kaybolup solunum yolları garantiye alındıktan sonra yan çevrilerek duruma göre spinal, epidural blok uygulanır.

    Çocuğun damar yolu yoksa, önce sayılan monitörizasyon teknikleri uygulanarak maske ile yani ağız-burun yoluyla uyutucu gaz verilerek çocuğun bilinci kaybettirilir. Bu maskeler çocuğun hoşuna gitmesi için kimi zaman çilek veya ahududu kokulu olabilir. Çocuğa ameliyat öncesindeki görüşmede bu maskeden söz edilebilir. Gaz verilirken bir taraftan da çocuğun eli tutulur ve güven duyması sağlanır. Bu sırada kimse çocuğa dokunup onu huzursuz etmemelidir. Uyuma esnasında kulağına güzel, yumuşak ve ritmik şeyler söylenmesi çok elverişlidir. Acı duymaması için uyutulduktan sonra damar yoluna girilerek kas gevşetici ve başka uyutucu ilaçlar verilir. Daha sonra soluk yoluna emniyet tüpü takılıp cihaza bağlanır.

    ÇOCUĞUNUZUN ANESTEZİ İLAÇLARINA ALERJİSİ VARSA...
    Çocuğun anestezi ilaçlarına alerjisi olup olmadığını gösteren basit ve özel bir test yoktur. Rutin alerji testleri ise hem çok pahalı, hem de yüzde yüz güvenilir değildir. Bu sebeple her hastada anestezi ilaçlarına alerji olacakmış gibi önlem alınır.

    Bundan başka çocuğun sağlık profili esasen anestezi öncesi muayenede ortaya çıkarılmaktadır. Çok alerjik bünyeli çocuklar ilk önce tedavi için alerji uzmanına gönderilmektedir. Olanaklar ve ekip bakımından alerji oluştuğu takdirde çocuğun en iyi tedavi edilebileceği yer ise ameliyathanedir. Şayet ameliyat esnasında alerji geliştiği farkedilirse, hemen damar yolundan yapılan ilaçlarla çocuğa operasyon edilir, alerji yaptığı düşünülen ilaç kesilir.

    Doğumsal anomali gibi nedenlerle çok sık ameliyat geçiren çocuklarda ise ‘lateks alerjisi’ gittikçe önem kazanan bir konudur. Zira ortamda ve tıbbi malzemelerde lateks gittikçe artmaktadır. Mesane ile ilgili hastalıklar lateks alerjisinin gelişmesine uygun sağlık sorunlarıdır. Böyle durumlar, anestezi uzmanının hastayı yakından ve dikkatle takip etmesini gerektirir.

    ÇOCUKLARDA GENEL ANESTEZİNİN RİSKLERİ
    Evet, yetişkin sağlıklı bir insana göre, yenidoğanlarda ve bebeklerde anestezinin riskleri daha fazladır. Zira bebeklerin sistemleri gelişmediği için anatomik ve işlevsel olarak dezavantajlı haldedirler. Yeni doğan çağında, bebeklerin solunum ve kalp damar sistemi yeni yaşamına adapte olmaya çalışır. Kalbin kan atım gücü yetişkinlerdeki gibi değildir. Erişkinlerde kalp kası gerektiğinde daha çok genişleyerek dokulara daha fazla kanı atabilir fakat bebeklerde kalbin kasılma kabiliyeti azdır. Bu sebeple kalp atım sayısı hızlandırılarak dokulara oksijen ve kan vermeye çalışılır. Fakat bu, bebeğin yorulmasına neden olur. Ameliyat esnasında cerrahın yapacağı bir manipülasyon ya da bir ilacın kalp atım sayısının azalmasına neden olması bebeğin süratle tansiyonunu düşürür.

    Bilhassa yenidoğan çağında ve iki yaşma kadar olan çocuklarda oksijen depolama kabiliyeti az, oksijeni harcama seviyesi fazladır. Akciğerler yeteri kadar gelişmemiştir, bundan dolayı bebeklerde anestezi ile ilgili solunum komplikasyonuna çok daha fazla rastlanmaktadır.

    Dikkat edilmesi gerekli olan bir başka nokta da, çocuğun ısısının ameliyat esnasında korunmasıdır. Çocuğun üşümemesi için gerekli olan tedbirler alınır. Zira bilhassa yeni doğan bebek ısı üretmesi, ısısını koruyabilmesi yönünden yetersizdir. Ameliyat ve anestezi ise hem ısı kaybına yol açarak hem de ısının korunması mekanizmalarını bozarak zararlı olur. Bir bebeğin ameliyatta üşütülmesi onun kaybına kadar gidebilecek komplikasyonlara yol açabilmektedir.

    Bebeğin boyutlarının küçüklüğü, anatomik yapılarının değişikliği ve nazikliği, damar yolunun zorluğu anestezi esnasında gereken kimi işlemlerin yetişkine göre daha güç yapılmasına neden olur. Fakat yenidoğan ve bebeklik çağı anestezisinde tecrübeli bir uzman gelişebilecek bütün problemleri bilir ve tedbirini de ona göre alır.

    Esasen anestezi uzmanı çocuğun başından hiçbir zaman ayrılmaz. Bu net bir kuraldır. Son günlerde kullanılan anestezi ilaçları organ sistemlerini çok daha az etkilemektedir. Benzer zamanda hastayı takip etme yöntemlerindeki teknolojik gelişmelerin getirdiği avantajlar da bulunmaktadır. Eğitimli ve tecrübeli anestezi uzmanları tarafından iyi imkânlara sahip bir ameliyathane ortamında ve yoğun bakım desteği bulunan hastanede yapılan genel anestezi uygulaması riskli olarak kabul edilmez.

    ÇOCUKLARDA ANESTEZİDEN UYANMA AŞAMASI...
    Çocuklarda uyanma aşamasında solunum komplikasyonları daha fazladır. Mesala gırtlakta veya daha alt solunum yollarında spazm ortaya çıkabilir. Kanda oksijen yetersizliği veya karbondioksit fazlalığı olabilir. Ameliyat sonrası erken dönemde kimi çocuklarda kısa süreli rahatsızlık yaşanabilir. Solunumun gereğinden az olması çocuklarda huzursuzluğa neden olabilir.

    Çocuk; mesanenin dolu olması, midenin genişlemesi, bulantı, ağrı gibi problemleri ifade edemediği için ajite olabilir. Fakat nedensiz yere rahatsızlık gösteren çocuklar da bulunmaktadır. Bulantı, kusma da ameliyat sonrası yaşanabilecek sıkıntılardandır. Bunların sıklığı çocuğun yaşı, gençten yetişkine doğru ilerledikçe artar. Yapılan ameliyatın cinsi, süresi ve kullanılan ilaçlar da, çocuklarda bulantı ve kusma görülmesini etkiyen etmenler arasındadır.

    Çocukların odalarına alınması için hayati belirtilerin sabit duruma gelmesi beklenir. Ameliyat sonrasında uyanma odasında geçirilen zaman, çocuğu bir an önce ailesiyle buluşturmak için imkan dahilinde olduğu kadar kısa tutulmaya çalışılır. Çocuk cerrahisi merkezlerinde ise operasyondan hemen sonra anne uyanma odasına alınabilmektedir. Bilinci açık, refleksleri yerine gelmiş, bulantısı, kusması olmayan, ağrısı kabul edilebilir düzeye inen, cerrahi bir yan etki olmadığından emin olunan çocuk servise gönderilebilir.

    ÇOCUKLARDA AMELİYAT AĞRILARININ DİNDİRİLMESİ
    Bölgesel anestezi, şayet genel anesteziyle beraber uygulanma imkânı varsa çocuklarda ameliyat sonrasındaki ağrıları kontrol altına alan en iyi yöntemdir. Bölgesel anestezinin ameliyat stresini azaltma, büyük ameliyatlar sonrasında daha iyi nefes alabilme, öksürebilme, balgam (sekresyon) atabilme gibi çocuğa sağladığı diğer avantajlar da bulunmaktadır. Bundan başka ağrı sebebiyle olan kalp atım sayısı yükselmez, çocuğu yormaz ve tansiyonu yükselmez.

    Bölgesel anestezinin uygulanamadığı durumlarda ise, mesela bir kol veya bacak ameliyatında oraya giden sinirler üzerine lokal aneste- zik ilaçlar yapılabilir. Küçük bir ameliyat yapıldı ise, yara yerine lokal anestezik verilerek çocuğun ağrı duymaması sağlanır. Lokal anestezik ilaçlar yeterli olmazsa damar yolundan ilaçlara geçilir. Çocuk büyük bir ameliyat geçirmişse kullanılan ilaçlar basit ağrı kesicilerinden narkotik türü ilaçlara kadar uzanabilir.

    Aslında, ameliyat ağrılarının tedavisine bakış biçimi çocuğun yaşma ve ameliyatın cinsine göre değişir. 4-5 yaşından büyük çocuklarda ‘hasta kontrollü analjezi’ denen bilgisayarlı küçük pompalardan faydalanılabilir. Çocuk bu teknikte kendiliğinden ağrı kesici ilaç verip, ağrı denetimini sağlayabilir. Büyük ameliyat geçiren çocuklarda ilave olarak bölgesel anestezi de yapılmışsa epidural mesafeye konan kateter günlerce yerinde bırakılır. Buradaki amaç, kateter vasıtasıyla çocuğa ameliyat sonrasında sürekli ilaç verilerek ağrı duymamasının sağlanmasıdır.

    ÇOCUKLARDA SEDASYON VE BÖLGESEL ANESTEZİ
    Çocuklarda yalnızca lokal anesteziyle cerrahi bir teşebbüs yapmak elverişli değildir. Zira lokal anestezi tutmayabilir ve çocuk büyük rahatsızlık yaşayabilir. Bu tablo hem cerrahın çalışmasına mani olur, hem de çocuk üzerinde kötü etki yapar. Sünnetin dahi yalnızca lokal anestezi ile yapılması tercih edilmez. Genel anestezi yapılıyorsa örnek olarak sünnette kesinlikle lokal anestezi de yapılır ki çocuk ağrısız uyansın.

    Bir başka önemli konu da, lokal anestezi uygulamalarının ameliyathanede yapılmasıdır. Lokal anestezi uygulanan yerin cinsine, kullanılan lokal analjeziğin dozuna ilişkin olarak, kalp damar sisteminden santral sistemine kadar birçok sistemi etkileyebilir. Uzak olasılık de olsa alerjiye neden olabilir. Şayet damar içerisine gelmişse epilepsi krizine benzer kasılmalarla ya da daha farklı belirtilerle ortaya çıkan, sinir sisteminde toksik tepkilere neden olabilir. Kalp damar sisteminde de toksik tepkiler ortaya çıkabilir. Tansiyon düşmesi, kalp durması yaşanabilir. Lokal anestezi ile ilgili bu tür komplikasyonlarla baş edebilmek yalnız ameliyathane şartlarında mümkün olabilir.
    Sedasyonda ise, verilen ilaçların dozu çok iyi ayarlanmalıdır. Çünkü kısmen doz aşımı dahi çocuğun üst solunum yolları tıkayabilir. Bilinci tamamıyla kapanabilir. Sedasyon uygulayacak kişinin bütün kurtarma girişimlerini yapacak bilgi ve deneyimde olması şarttır.

    Bölgesel anestezide ise, lokal anesteziklerin etkilerine ya da yanlış uygulanmasına ilişkin sinir deformasyonu gibi komplikasyonlara karşılaşılma riski yok denecek kadar azdır. Zira çocuklarda bölgesel anestezi uygulamaları yalnızca oldukça tecrübeli anestezi uzmanları tarafından gerçekleştirilmektedir.

    ÇOCUKLARDA ANESTEZİYLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER
    Çocuklarda yetişkinlere göre anestezinin daha riskli olduğu bir gerçektir. Fakat deneyimli bir anestezist, donanımlı ameliyathane ve iyi yöntem imkânlar varsa çocuğun anesteziyi kaldıramaması gibi bir durum söz konusu olmaz. Öyle ki, büyük ameliyatlarda 15-16 saat süresince anestezi alan çocuklar hatta yeni doğan bebekler dahi bulunmaktadır. Böylesine uzun süren bir operasyon geçiren ve yaşı küçük çocuklar ameliyat sonrasında yoğun bakım servisine alınırlar. Önemli olan çocuğa elverişli anestezi tekniğinin seçilmesi, kullanılacak ilaçların ve dozlarının belirlenmesi, tecrübeli anestezist tarafından uygulanmasıdır.

    İyi anestezi uygulamaları sağlıklı bebek ve çocukların gelişimlerini istemeyen bir şekilde etkilemez. Fakat anomalisi olup büyük ameliyat geçirecek olan çocuklar esasen gelişme geriliği içerisinde olabilir. Bu konu ile ilgili hayvan çalışmalarında kimi şüpheler olmuş ve bir takım iddialar ortaya atılmıştır. Fakat şu ana kadar ispatlanmış bir şey yoktur. Sağlıklı çocuklarda iyi uygulanan anestezinin beyin hücreleri üzerine bildiğimiz koşullarda zararlı tesiri yoktur.

    Kimi yayınlarda anestezi alan çocuklarda öğrenme zorlukları geliştiği söylenmiştir. Fakat bahsedilen genelde doğumsal anomalisi olan, defalarca ameliyat olmuş ve uzun zaman yoğun bakımda kalmış hastalardır. Bu konu ile ilgili direkt olarak anestezi sorumlu tutulamaz. Ameliyat gerektiren bir halde böylesi endişelerle ameliyatın ertelenmesi doğru değildir ve çocuğun sağlığına daha zararlı olabilir. Çocuğa esas zararı, o ağrılı işlemin anestezik ilaçsız yapılması verir.

  2. #2
    Hülya YİĞİT
    Merhabalar benim oğlum 2 aylık fıtık teşhisi konuldu ameliyat şart dediler ama ben cok korkuyorum ameliyatta norkoz verilir mi bebegim bunu kaldirabilir mi yardimci olun😢

  3. #3
    Misafir
    Geçmiş olsun öncelikle benim oğlumda 4.5 kilo ve 52 günlük ken fıtık ameliyatı oldu uludağ tıp ta bugün çıktık hastaneden evet çocuğa anestezi veriyorlar fakat korkulacak bi durum yok bi kaç saate uyandı bi gece kontrol amaçlı yoğun bakımda kalıp ertesi gün taburcu ettiler ameliyat fıtıkla uğraşmaktan çok daha kolay korkmayın.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Çocuklarda Bölgesel Anestezi
    By DrNilay in forum Bölgesel Anestezi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06-09-17, 11:56
  2. Çocuklarda Genel Anestezi Riskli midir?
    By DrNilay in forum Genel Anestezi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06-09-17, 11:31
  3. Yaşlılarda Narkoz (Anestezi) Riskli midir?
    By DrNilay in forum Yaşlılarda Anestezi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-26-17, 14:20
  4. Narkoz Nedir?
    By DrNilay in forum Anestezi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-25-17, 10:00
  5. Tüp Bebek Doğanın Takliti midir?
    By DoktorMZ in forum Kısırlık Ve Tedavisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-06-16, 13:55
Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.