+ Yorum / Mesaj Ekle
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Lazerle Göz Tedavisi Uygun Olmayanlara Hangi Tedaviler Uygulanabilir?

  1. Lazerle Göz Tedavisi Uygun Olmayanlara Hangi Tedaviler Uygulanabilir?

    İsim:  lazersiz göz ameliyatı.jpg
Görüntüleme: 287
Büyüklük:  10.5 KB (Kilobyte)Lazer tedavisi olmak için göz doktoruna müracaat eden aşağı yukarı tüm iki hastadan birisi bu tedaviye elverişli çıkar. Bir diğer anlatımla hastaların yalnız yüzde 40-50’sine ‘mekanik lazer’ ve ‘femtosecond lazer’ gibi tabaka kaldırılarak yapılan lazer tedavisi yapılabilir. Bunun haricinde PRK veya LASEK gibi yüzeye yakın lazer yapılabilen az sayıda hasta da bulunur. Bu grup haricinde kalan kişilere lazerle destek olunamaz.

    45 yaşın altında ve yakını görme problemi olmayan hastalarda ilk tercih edilen teknik gözde hiçbir farklılaşma yapmadan yerleştirilen ‘fakik göz içi lensleridir. Şayet hasta 45 yaşından büyükse, yakını göre meme çağına girmişse o zaman mercek değişimi ameliyatı yapılır. Bu teknikte göz içindeki mercek alınıp yerine yeni bir mercek yerleştirilir. Uzak-yakın özelliğini sunan mercek konulursa, aynı zamanda o hastanın yakın görmesi de düzeltilmiş olur.

    KORNEA İÇİ HALKALAR
    Kornea içi halkalar, keratokonus hastalığı olanlara uygulanır. Keratokonus tedavisinde kontakt lens, cross linking ve kornea içi halkalar olmak suretiyle farklı tekniklerden yararlanılır. Kornea içi halkalar, görmesi ileri derecede bozulmuş, gözlükle göremeyen, yalnız kontakt lensle görebilen hastalara önerilir. Kimi hastalarda göz kontakt lensi reddedebilir. İşte bu gruba giren keratokonus vakalarına da kornea içi halkalar uygundur.

    Kornea içi halkanın birkaç fonksiyonu bulunur. Düşük görmesi olanlarda görmeyi arttırabilir, yüksek miyoplarda numarayı düşürebilir. Ve en önemlisi keratokonusun ilerlemesini durdurabilir. Bu sebeple kornea içi halkaları da bir refraktif cerrahi tekniği olarak kabul etmek mümkün olabilir. Fakat keratokonusu olmayan miyoplarda kullanılmasının bugün için bir anlamı yoktur.

    FAKİK GÖZ İÇİ LENSLER HİPERMETROPLARA UYGULANABİLİR Mİ?
    Lens değişiminde hastanın eski lensi çıkartılıp yerine yenisini takılır. Fakik tekniğinde ise gözün orijinal yapısında aşağı yukarı hiçbir farklılaşma yapılmadan lens yerleştirilir. Kısa veya uzun süre içerisinde herhangi bir problem çıkması ya da hastanın gözünde katarakt gibi bir hastalık oluşması durumunda lensi çıkartmak ya da değiştirmek mümkün olabilir. Fakat göz içerisine yerleştirilen mercekler hastaların takıp çıkarttığı bir lens değildir. Cerrahi müdahaleyle doktorlar tarafından göz içerisine yerleştirirler.

    Bir hastanın gözünün lazere elverişli olup olmadığını saptamak için yapılan testler, gerçekten göz içi mercekler konusu ile ilgili da fikir verir. Göz içerisine konulan merceklerle ilgili esas ölçüt gözün ön kamarası denen korneasından arkadaki lense kadar olan bölgenin genişliğidir.
    Göz içerisine mercek yerleştirilebilmesi için genişliğin 2,8 milimetre ve üzerinde olması gerekir. Yoksa göz içerisine konulan mercek daha da daralmaya neden olarak kimi komplikasyonlara neden olabilir. Bu darlığa bilhassa hipermetroplarda rastlanır. Çünkü hipermetropların gözü küçüktür, aynı oranda gözün ön kısmı da dardır. İşte bu yüzden aşağı yukarı tüm yüz hipermetroptan 90’ının gözleri, mercek yerleştirilmesi tekniğine elverişli çıkmaz.

    Katarak da göz içerisine mercek yerleştirilmesine mani teşkil eden bir hastalıktır. Göz içerisine yerleştirilen mercekler kataraktı hızlandırabilir. Hastanın bir müddet sonra katarakt ameliyatı olması gerekebileceğinden göz içi mercekleri işe yaramaz. Dolayısıyla katarakt başlangıcı veya oluşumu olan bir hastaya göz içi mercek takılmamalıdır.

    Göz içi mercekleri ve refraktif lens değişimi ameliyatı doğuştan görmesi oldukça az, yalnızca ışığı veya on santimden birkaç parmağı gören ve yüzde 5-10 gibi aşağılarda bir görme seviyesine sahip kişilere de yapılmamalıdır. Bu tür vakalarda yalnızca numara düşecek ancak resim açıdan bir etki olmayacaktır.

    Tek gözü hiç görmeyen ya da oldukça az gören hastaların diğer gözüne bu tür ameliyatlar yapılması da pek tercih edilmez. Çünkü herhangi bir komplikasyon çıkması halinde hastanın sağlam gözünü kaybetme riski de bulunur. Göz tansiyonu, diyabet gibi problemler sebebiyle göz arkasında oluşan kanamalar, sarı nokta hastalığı da fakik göz içi merceklere mani teşkil eden bir durumdur.

    FAKİK GÖZ İÇİ MERCEKLER NASIL YERLEŞTİRİLİR?
    Göz içerisine yerleştirilen merceklerin ön veya arka tarafa konulan iki değişik tipi bulunur. Fakik göz içi lensler ya gözün ön tarafında iris denen renkli tabakanın önüne veya arka tarafta natürel merceğin üzerine yerleştirilirler. Ameliyat damla anestezisiyle ya da genel anesteziyle gerçekleştirilir. Daha gerilimli oldukları için genç hastaları genel anesteziyle uyutmak iyi olur. Ameliyat süresi gözün ön kısmına yapılan operasyonlarda aşağı yukarı 5-6 dakikadır. Buna rağmen gözün arka tarafına yapılan cerrahi müdahalelerde bu süre 6-7 dakikayı bulabilir. Hastaya elverişli anestezi verildikten sonra gözün yanında aşağı yukarı 2,5 - 3 milimetrelik bir keşiden girilir. Plastik bir enjektör sayesinde lens göz içerisine gönderilerek yerleştirilir. Keşi küçük olduğundan dikiş koymak gerekmez.

    Bilhassa yüksek miyopisi olan hastalarda gözlük, kontakt lens veya lazer tedavisine göre daha iyi sonuç alınma şansı yüksektir. Hastaların görme keskinliği artabilir. Vakaların yüzde 95’inde numara doğru olarak tutar. Şayet mercekte herhangi bir numara kalırsa üzerine lazerle rötuş yapma imkânı bulunur. Fakat bunun için göz içerisine mercek yerleştirme ameliyatının üstünden üç ay geçmesi gerekir. Bu biçimde hastaları, gözlüğe hiç ihtiyaçları olmayacak bir duruma getirmek mümkündür.

    GÖZ İÇİ LENSLER DIŞARIDAN FARK EDİLİR Mİ?
    Merceklerin miyopu veya hipermetropu ya da miyop astigmatı düzelten tipleri vardır. Torik lensler ise 6 derece kadar astigmatları düzeltme özelliğini sunar. Son günlerde hipermetrop astigmatı düzelten lensler de çıktı. Hatta ‘karışık astigmat’ denen hipermetrop ve miyopun bir arada yer aldığı astigmat çeşidine yönelik mercekler dahi bulunmaktadır.

    Gözün arkasına konulan mercekler genelde dışarıdan bakılınca fark edilmez. Hatta göz doktorları dahi muayene esnasında hastada göz içi merceği olduğunu anlayamayabilir. Fakat damlayla yapılan muayenede bu tip lensler görülebilir. Buna rağmen gözün ön tarafına koyulan mercekler dışarıdan bakıldığında hafif bir yansıma yapabilir. Ancak bu hastaları çok huzursuz eden bir şey değildir. Göz rengine göre de farklılık vardır ve açık renklerde söz konusu yansıma daha hoş durur. Koyu renklerde ise yansıma fark edilir ama büyük bir kısmı hasta bunu dert etmez. Esasen hastalar teknikle ilgili ameliyat öncesinde bilinçlendirilirken bu konu bilhassa belirtilir.

    MERCEKLERİN ÇIKARTILMASI GEREKEBİLİR Mİ?
    Bu mercekler takıldıktan sonra herhangi bir sorun ortaya çıkmadığı müddetçe ömür boyu gözde kalabilir. Hastalar fakik göz içi lenslere ilişkin rahatsızlık hissi duymazlar.

    Cerrahi komplikasyon sonucu lensin çıkartılması gerekli olabilir. Örneğin gözün arkasına konulan mercekte göz tansiyonu çıkabilir, katarakt gelişebilir. Bu tür operasyonlara ilişkin katarakt riski aşağı yukarı binde 8'dir. Böyle bir komplikasyon katarakt ameliyatını gerektiren bir durumdur. Ön tarafa konulan mercekler ise korneanın arkasındaki endotel hücrelerinde düşmeye ya da göz tansiyonuna yol açabilir. Bu sorunlar merceğin çıkarılmasını gerektirebilir. Bir diğer sorun de göz içerisine konulacak lensin boyutunu hesaplamada yapılan yanlıştır. Çok seyrek de olsa lens gözün içerisine büyük ya da küçük gelebilir. Fakat bu tür sorunlarda lensi rahatça değiştirmek mümkün olabilir.

    Kimi durumlarda hastanın öyle bir numarası olur ki, fakik göz içi lenslerde bir ameliyatla problem çözülemez. İşte böyle vakalarda ‘Bioptics’ denen çift sistem kullanmak mümkün. Örneğin numarası yüksek bir hastaya önce göz içi mercek takılır, üç ay geçtikten sonra ikinci aşamada üzerine lazer yapılır.

    Keratokonusu olan bir hastada cross linking, kornea içi halka gibi tekniklerle hastalık durdurulduktan sonra fakik göz içi lens tekniğinden yararlanılır. Ya da 35 - 40 yaşına gelen bir hastada keratokonusun durduğu harita ile saptanırsa gene göz içerisine mercek takılabilir. Şayet böyle bir hastanın miyopisi varsa, düz miyop veya miyop astigmat lensler tercih edilir. Kısacası kimi keratokonus hastalarını gözlükten kurtarmak veya çok aşağılarda bir numaraya getirmek mümkün olabilir.

    REFRAKTİF LENS DEĞİŞİMİ NEDİR?
    Göz içi mercek değişiminin değişik isimleri bulunur. Biri sizin de açıkladığınız gibi ‘refraktif lens değişimidir. Bu tekniğe tıp dünyasında clear lens’ veya ‘şeffaf lens değişimi’ diyenler de bulunur. Bu teknik yaşa ilişkin yakını görememe sorunu olanlara da uygulandığı için kimi göz hekimleri tarafından ‘presbiyopik lens değişimi’ anlamına gelen prelex diye de adlandırılmaktadır. Refraktif lens değişiminin katarakt ameliyatından hiçbir farkı yoktur. Bir diğer anlatımla kataraktı olmayan bir hastaya diğer sebeple bir tür katarakt ameliyatı yapılmasıdır. Buradaki amaç katarakttaki perdeyi değil, gözün numarasını ortadan kaldırmaktır.

    MERCEK DEĞİŞİMİ KİMLERE YAPILAMAZ?
    Refraktif lens değişimi ilk önce görmesi iyi olamayacak hastalara mutlaka yapılmamalıdır. Refraktif lens değişiminin göz içerisine mercek yerleştirilmesi tekniğinden bir farkı göz tansiyonu olan hastalara da uygulanabilmesidir. Fakat burada önemli ölçüt göz tansiyonu sebebiyle kişide çok fazla derece görme alanı kaybı gelişmemiş olmasıdır. Yoksa göz tansiyonu şeffaf lens değişimi için mani teşkil eden bir durum değildir. Refraktif lens değişimi diyabet sebebiyle gözünün arka tarafında ileri düzeyde kanamaları olan kişiler hariç, şeker hastalarına da yapılabilir. Bu tekniğin önerilmediği bir grup ise sarı nokta hastalarıdır.

    Hastalar operasyondan çok yarar görmeyecekleri gibi refraktif lens değişiminin sarı nokta hastalığını tetikleme riski de söz konusudur. Bütün refraktif cerrahi ameliyatlarda olduğu gibi korneasında leke olanlar, keratokonus hastaları mercek değişimi ameliyatına elverişli değildir. Çünkü gözün önünde bir sorun varken arkadaki bir sorunu düzeltmenin bir anlamı yoktur. Cerrahi müdahaleye karşın sonuç olarak görme ile ilgili sorun ortadan kalkmayacaktır.

    LENS DEĞİŞİMİ AMELİYATI NASIL YAPILIR?
    Ameliyat topikal anestezi diye bilinen damla anestezisi ile yapılır. Ancak hastanın yaşı gençse, ameliyat gerilimi varsa, refraktif lens değişimi işlemi genel anestezi altında da gerçekleştirilebilir. Yani hasta uyutulabilir. Ameliyat ultrasonik dalgalarla tedavi uygulayan fako yöntemiyle gerçekleştirilir. Gözün genelde yan tarafında aşağı yukarı 2 milimetrik keşi oluşturulur. Bu keşiden girilerek göz içindeki mercek ultrason dalgalarıyla parçalandıktan sonra emilerek dışarı alınır. Aynı keşiden rulo durumundaki katlanmış mercek plastik bir enjektör sayesinde göz içerisine yollanır. Burada açılan göz içi lensi kapsül içerisine yerleştirilir. Tüm bu işlemler aşağı yukarı 10-15 dakikada tamamlanır.

    Son zamanlarda göz içi mercek değiştirme ameliyatlarında ‘femto saniye katarakt cerrahisi’ kullanılmaya başlandı. Bu teknik, fako sisteminde manuel ya da bıçakla yapılan kimi aşamaların lazerle yapılmasını sağlamaktadır. Sonuç olarak katarakt cerrahisi ve refraktif mercek değişimi aynı tür ameliyat olduğundan ikisi de ‘femto saniye lazer’ tekniğiyle gerçekleştirilebilmektedir. Bu teknik vasıtası ile korneadaki girişler lazerle gerçekleştirilebilmektedir. Böylelikle girişlerin daha stabil olması imkan dahilinde olmakta ve operasyon sonrası ortaya çıkabilecek astigmatın önlenmesine katkıda bulunulmaktadır.

    Yöntem, lensin üzerinden kapsül parçasının da tüm zaman tam merkezli, yuvarlak ve hep aynı boyutlarda çıkartılabilmesini sağlamaktadır. Lensin parçalara ayrılmasında da lazerden yararlanılmaktadır. Bütün bunlar, ameliyat sonrasında numaranın tutmasında ve görme niteliği üzerinde pozitif bir etki yaratmaktadır. kontrollü gitmekte faydalıdır. Bir gözde şeffaf lens değişimi yapıldıktan sonra sonraki gün ameliyatın sonuçları analiz edilir. Ameliyata göz nasıl reaksiyon vermiş, gözün içindeki merceğin numarası doğru tutmuş mu gibi konular özgü ölçümlerle incelenir. Çünkü yerleştirilen merceğin numarasının yüzde 3-5 oranında tutmama riski de vardır.


    ASTİGMATA ÖZEL LENSLER DE VAR!
    Farklı fonksiyonlara sahip göz içi lensler bulunur. Örneğin ‘monofokal’ yani ‘tek odaklı lensler’ kişide astigmat gibi bir sorun yok ise uzak görmeyi düzeltir. Böyle hastalar operasyondan sonra yakın için ortalama 2,5 numara gözlük kullanır. Gözünde hekimin teşhis ettiği astigmatı olan hastalara ise ‘torik lensler’ önerilir. Torik lens takılan hastalarda hem astigmat, hem de numara gider. Torik lensler uzak gözlüğü gereksinimini yüzde 95-97 arasında ortadan kaldırır. Fakat hastanın gene yakın gözlüğü kullanması gerekir.

    Bir de ‘multifokal’ yani ‘çok odaklı lensler’ bulunur. Esasen bunlar iki odaklıdır ancak çok odaklı diye bilinir. Multifokal lenslerin özelliği ise hastaları yakın ve uzak gözlüğü kullanmaktan büyük oranda kurtarmasıdır. Gözünde astigmat olmayan bir hastada yüzde 95 orhemen hedef numaraya ulaşır. Multifokal lenslerin yeni kimi tiplerinde hastalar orta mesafeden de gözlük takmazlar. Bu lensler elverişli olan vakalarda yakın, orta, uzak gözlük gereksinimini ortadan kaldırır.

    Astigmati olan, yakın görmesi de istenen hastalara ise ‘multifokal torik lensler’ önerilir. Bu tür lensler hem uzak, orta ve yakın mesafeyi, hem de astigmatı düzeltir. Hastaya elverişli lens seçiminin yanı sıra, lenslerin niteliği de oldukça önemlidir. Göz içerisine yerleştirilen lenslerin değiştirilmesi mümkün olabilir ancak en uygun olan ömür boyu gözde kalmalarıdır. O yüzden refraktif lens değişimini bir kez yapılan ameliyat olarak görmek ve konuya bu sebeple oldukça titiz yaklaşmak gerekir.

    GÖRME NE ÖLÇÜDE DÜZELİR?
    Ameliyatın sonrasında pomad sürülen göz kapatılır ve hastaların geceyi bu yolla geçirmeleri istenir. Şayet hasta kendini iyi hissediyorsa operasyondan yarım saat veya 45 dakika sonra sonraki gün kontrole gelmek üzere evine gönderilir. Uzaktan gelen hastaların ise geceyi hastanede geçirmesinde faydalıdır.

    Gözdeki herhangi bir komplikasyon 24 saat sonra ortaya çıkabilir. Ameliyattan bir gün sonra yapılan kontrol neticesinde herhangi bir komplikasyon gelişmediği saptanırsa hastalar yüzlerini yıkayabilir, banyo yapabilirler. Eğilme, kalkma, sağa sola dönme gibi harekeleri rahatça yapabilirler. Operasyon sonrasında en dikkat edilmesi gerekli olan hususların başında ise ilk bir hafta gözle oynanması gelir. Hastalar mutlaka gözlerini ovuşturmamalıdır. Göz içi mercek değişimi dikişsiz bir ameliyat olduğundan hastanın gözüne yapacağı baskı enfeksiyona neden olabilir.

    Kadın hastalara operasyon sonrasında bir hafta makyaj yasaklanır. Havuza, denize girilmesine de ortalama 3-4 hafta müsaade edilmez. Gerçekten iki haftadan sonra çok özgü yüzücü gözlükleriyle denize girmek imkan dahilinde olabilse de göz içi mercek değişimi ameliyatında hastalara antibiyotikli veya kortizonlu damlalar verildiği için bu sürede yüzmekten kaçınılması daha doğrudur.

    Ameliyata ilişkin gözde yaşarma, göze sürülen pomadın etkileri gibi nedenlerle görme anında oturmaz. Birkaç gün ile bir hafta arasında olağana döner. İki gözüne ameliyatla multifokal lens takılan hastalar yakını çok huzurlu görebilir, cep telefonlarındaki mesajları, marketteki etiketlerin fiyatlarını okuyabilirler. Uzak için de iyi bir görme elde edilmekle beraber bu tüm zaman yüzde 100 olmayabilir.

    AMELİYAT SONRASINDA IŞIK KIRILMALARINA DİKKAT!
    Hem uzağı, hem de yakını görmeyi sağlayan multifokal lensler gece ışıkların etrafında dağılma yapar. Yani söz konusu lenslere ilişkin olarak hastalar ışığın çevresini hafif yıldızlanmış, harelenmiş biçimde görür. Günümüzde büyük bir kısmı vakada bu problem 6 ay 1 sene arasında, beynin adapte olmasıyla ortadan kalkmaktadır. Ama yine de sırf bu sebeple multifokal lenslerin tercih edilmemesi gerekli olan hastalar vardır. Meslekleri sebebiyle taksi, otobüs, kamyon şoförü, pilot gibi geceleri çalışan kişilere ve harelenmeyi tolere edemeyecek takıntılı kişilik yapısı olanlara bu tür mercekler önerilmemelidir.

    Tüm göz içi ameliyatlarında enfeksiyon gelişme riski aşağı yukarı 10 binde 2 gibi aşağılarda bir orandır. Ameliyat esnasında herhangi bir komplikasyon çıksa dahi soruna hemen müdahale edilerek operasyona devam edilebilir. Fakat merceğin göz içerisine konulacağı kapsülün bütünlüğü kaybetmesi ameliyata mani teşkil eden bir durumdur. Lens kapsüle konulamayabilir. Merceğin kapsülün üzerine ya da dikişle göz içerisine tutturulması gerekli olabilir. Göz içindeki mercek alınırken o lensin kimi parçaları vitreus bölgesinde gözün arkasındaki boşluğa düşebilir. Bu problemin tedavisi için bir retina uzmanının yapacağı ikinci ameliyat gerekli olabilir.

    Ameliyat esnasında hastanın vücut tansiyonun çok yükselmesi göz tansiyonunu da negatif yönde etkileyebilir ya da gözün arka bölümlerinde bir kanama oluşması ameliyatı sıkıntıya sokabilir. Fakat her bunlar son günlerde oldukça az görülen komplikasyonlardır. Çünkü ameliyat tüm ne kadar damla anestezisiyle yapılsa da operasyona anestezi uzmanları da girer. Sakinleştirici ilaç yapılan hasta moniterize edilerek kalp atışları, tansiyonu devamlı olarak izlemeye alınır.

    Hasta heyecanlandığında, tansiyonu yükseldiğinde veya ani gelişen risk oluşturabilecek durumlarda anestezi uzmanları duruma müdahale edip tansiyonu düşürürler. Esasen ameliyat öncesinde de hastalar anestezi uzmanları tarafından değerlendirilir, tansiyonları yüksekse operasyona alınmazlar. Bu nedenle göz içi mercek değişimi operasyonlarında komplikasyonlarla oldukça az karşılaşılmaktadır.

+ Yorum / Mesaj Ekle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.06.17, 13:39
  2. Genel Anestezinin Uygun Olmadığı Hastalar
    By DrNilay in forum Genel Anestezi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.06.17, 11:44
  3. Vitaminler Ne İşe Yarar? Hangi Vitamin Hangi Besinde Bulunur?
    By gokhan in forum Kanser Diyeti ve Beslenme
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 08.06.17, 11:11
  4. Hamilelikte Cinsel Yaşam Ve Uygun Seks Pozisyonları
    By dMUSA in forum Gebelik ve Doğum
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.02.17, 12:45
  5. Kısırlıkta Hangi Tedaviler Uygulanmaktadır?
    By DoktorMZ in forum Kısırlık Ve Tedavisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.04.16, 14:17
Sitemizde yapılan paylaşımların sorumluluğu paylaşanlara aittir ve bu paylaşımlar bilgilendirme amaçlıdır. Doktorunuza danışmadan hareket etmeyiniz.